Kelime Kökeni: Arapça
-
pürüzlü bir şeyi düz duruma getirme, düzleme.
-
ödeme, verme.Cümle İçinde Kulanımı: “Bu arazi çok engebeli, tesviye etmek lazım.”
Kelime Kökeni: Arapça
Kelime Kökeni: Fransızca
Elektrik motorlarının akımını taşıyan ve taşıdığı elektrik akımı kadar manyetik alan oluşturan ya da üzerinde bir gerilim meydana getiren iletkenlerin hazırlanması, yerine yerleştirilmesi, gereken uç bağlantılarının ve kablo yalıtımlarının yapılması gibi işlemlerin tümüne bobinaj denir.
İndüktör, iletken bir telin sarılarak bobin halini alması ile oluşturulan bir devre elemanıdır. Üzerinden akım geçen her iletken tel manyetik alan oluşturur.
Bu özellik, indüktörün elektrik enerjisini manyetik alan olarak depolayabilmesini sağlar. Çoğunlukla indüktörlerde manyetik alanın gücünü arttırmak için tel ferromanyetik bir malzemeden (örneğin demir) yapılma bir çekirdeğin etrafına sarılır.

İndüktörler üzerinden akan elektrik akımının değişimi yavaş olduğundan, güç kaynaklarında ve sinyal işleme devrelerinde filtre görevinde kullanılır. Farklı sarım sayılarına sahip iki adet bobinden oluşan trafolar ise, AC gerilimin yükseltilmesinde veya alçaltılmasında kullanılırlar. Ayrıca manyetik alan depolama özellikleri sayesinde indüktörler, anahtarlamalı güç kaynaklarında da kullanılır.
Kampana, içten dışa sıkıştırma yöntemini kullanmak suretiyle arka lastiklerin dönüş hızını yavaşlatarak aracın durmasına ve savrulmasına engellemeye yarayan bir fren sisteminin parçasıdır. Kampanalar herkesin bildiği bir güveç tenceresine benzer. Bu parça döküm demirden imal edilmiş bir malzemedir. Hidrolik fren tertibatı ile tahrik edilen balataların iç yüzeye sürtünerek hız kesmesine yarar. Araçlarda ön frenler aracı durdurmaya yararken, arka frenlerde aracın sağa sola savrulmasını engelleyerek stabil bir durdurma işlemi sağlar.

Tüm dünya tarafından tepki çeken olay Hindistan’da gerçekleşti. Gelenek ve kültürüyle bir hayli tuhaf bir ülke olan Hindistan’da kadınların regl olması hala normal bir durum olarak görülemiyor. Hindistan’ın batısında yer alan Gucarat eyaletinde yatılı olarak kalan lise öğrencileri, regl olmadıklarını kanıtlamak için kadın öğretmenlerin karşılarında soyunmaya zorlandıklarını iddia ederek şikayette bulundular.
Bhuj kentinde yatılı olarak kalan 68 lise öğrencisinin, geçtiğimiz Salı günü tuvalete götürülerek regl olmadıklarını kanıtlamaları için iç çamaşırlarını çıkarmaya zorlandıkları ortaya çıktı.
Hindistan’daki inanca göre regl olan kadınların diğer kadınlardan uzak durması, ayrı bir şekilde yemek yiyerek tabaklarını kendisinin yıkaması gerekiyor. Öğrenciler arasında regl olan kızların sıranın en arkasına geçerek oturması istenirken, diğer herkesten uzak durması ve tapınak ziyaretlerinde bulunmaması bekleniyor.
Yurtta çalışan bir görevlinin geçtiğimiz pazartesi günü okulun müdürüne, regl olan kızların kurallara uymadığına dair şikayette bulundu. Yurtta regl olan kızlar için bir liste tutulduğu, bu sayede yöneticiler tarafından takip edilerek kurallara uyup uymadığı belirleniyordu.

Son iki aydır öğrenciler bu listeye adını yazdırmayarak protesto yaparken, görevlilerden birinin yaptığı şikayet neticesinde yurt yetkilisi ve okul müdürünün kötü davranışlarıyla birlikte iç çamaşırlarını göstermek zorunda bırakıldılar.
Öğrenciler bu olay sonrasında psikolojik şiddete maruz kaldıklarını söyleyerek gururlarının incindiği söylerken, çok yaralayıcı bir durum olduğunu belirttiler. Öğrencilerden birinin babası kızını ziyaret ettiğinde kızı ve diğer arkadaşlarının şok geçirerek ağladıklarını söyledi.
Perşembe günü okul önünde toplanan bir grup öğrenci kendilerini aşağılayan yetkililer hakkında işlem yapılmasını isteyerek protesto yaptılar. Lisenin bağlı olduğu üniversitenin rektör yardımcısı Darshana Dholakia, öğrencileri suçlayarak kural ihlali yaptıklarını belirtti.
Olayı talihsiz bir durum olarak nitelendiren okulun mütevelli heyetinden Pravin Pindoria, olay sonrası soruşturma açılarak suçlu bulunanlara karşı gerekli işlemin yapılacağını söyledi.
Batı edebiyat akımları içerisinde yer alan egzistansiyalizm, ilk olarak Martin Heidegger tarafından 1927’de ortaya atılmıştır. Dünyaya yayılmasını sağlayan Fransız düşünür ve romancı olan Jean Paul Sartre’’nın benimsemesi ve edebiyata uygulamasıdır. İkinci dünya savaşı sırasında tüm dünyaya yayılan egzistansiyalizm, insanın kendi değerlerini oluşturabileceği ve geleceğini kendisinin kurabileceğini savunan varoluşçuluk anlamına gelen bir felsefe akımıdır.
Varoloşçuluk felsefesi dört temel ilkeye dayanır bunlar;
Egzistansiyalizme göre insan yaşanan olaylara ve durumlara göre en iyiyi ve en doğrusunu seçebilen bir varlıktır. İradesi, bilinci ve aklıyla insan düşünme yetisi olmayan canlı ve nesneler içinde yaşayan bir varlıktır.
Egzistansiyalizm (Varoluşçuluk) akımının batı edebiyatındaki temsilcileri
Varoluşçuluk akımını benimseyen eserlerde karakter yoktur, çeşitli durumlarda karşı karşıya kalmış insanlar ve seçimleri vardır. Bu eserlerde insanın kendisini aşması, özgürleşerek varlığını bulma çabası işlenir.
Egzistansiyalizm, varoluşçuluk akımı edebiyatımıza Cumhuriyet döneminde girerek, temsilci olarak Yusuf Atılgan ve Edip Cansever tarafından benimsenir…
Fransa’nın küçük bir köyü olan Pont Saint Esprit, dünya tarihinde görülen en garip olayına tanık oldu. 15 Ağustos 1951 yılının sabahında, köy halkı tuhaf olarak nitelendirilen bir halde uyandı. Köyde yaşayan herkes anormal davranıyor, halüsinasyonlar görüyor ve akıl almaz hareketler de bulunuyordu. Aklını kaybetmeyen kişiler ise mide bulantısı, bağ ağrısı ve uykusuzluktan şikayet ediyordu.
Köylüler delirmiş gibi davranıyor, ejderhaların ve yılanların kendilerine saldırdığını söylüyorlardı. Durumun vahameti gösteren bazı olaylar şöyleydi, 11 yaşındaki Charles Granjhon büyük annesini boğarak öldürmeye çalışırken, bazı köylüler öldüklerini iddia ediyordu.
Köy halkı kafayı yemiş bir durumdayken, köy bir tımarhaneye dönmüştü. Midesinde yılanlar olduğundan tutun, kaplan tarafından yendiğini iddia eden kadın ve erkekler çevrede dolaşıyordu. Yetkililer ve doktorlar tarafından yaşanan bu akıl almaz durum araştırılırken 250 kişiden fazlası takibe alınırken, kontrol altına alınamayan 50 kişi de hastaneye kapatıldı.

50 kişinin tımarhaneye yatırılmasının ardından olayı araştıran Dr. Gabbai,Dr. Lisbonne, Dr. Pourquier, köy halkının birden delirmesi hakkında bir makale yayınladılar.
Olayın bir başlangıç noktası herkes bir fırından dağıtılan ekmekleri yedikten sonra bir hallere giriyordu. Ekmekten yenilen miktar ise insanların akli dengesini belirleyen etken oluyordu. Az yiyenlerde 6 ile 48 saat arasında mide bulantısı, kuvvetli baş ağrısı, uyuyamama gibi semptomlar görünüyordu. Çok yiyenler ise kontrol altına alınamıyordu. Az şekilde etkilenenlerde insomnia(uyuyamama) geçtiği zaman hastalığın da geçtiğini anlıyorduk fakat Ciddi boyutta olanlar hatta ölümcül boyutta olanlar da vardı. Bunlar 10-12 gün sonra delirmeye başlayabilenlerdi. Tüm köy zehirlenmişti ve bazı insanlar deliyordu. Buna neden olan ise bizce ekmeğin içerisine karıştırılan ergottu
Tüm köy halkının fırında dağıtılan ekmek sonucunda hastalandığını bulan araştırmacılar, olay sonucunda 7 kişinin öldüğünü, 50 kişinin aklını kaybettiğini ortaya çıkardı. Suçlu olarak ise fırının sahibi Roch Briand gösterildi.

Köy halkına dağıtılan ekmeğin içinde LSD’nin ana maddesi olan ergot mantarının bulunduğu belirlendi. Dünya üzerindeki en güçlü halüsinojen etkeni olan LSD’nin ekmeğe nasıl karıştırıldığı bir türlü çözülemedi. Konu hakkında ortaya bir çok teori atıldı, CIA’nın LSD’nin insan üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla bir tür deney yaptıkları iddia edildi.
Köyün 100 km uzaklığında Avrupa’da tek LSD üreten ilaç firması yer alıyordu. Ayrıca bu şirketin CIA’nın MK-Ultra deneylerinde ortak çalışma yürüttükleri de bilinen bir gerçekti.
Kelime Kökeni: Rusça
Yaşadığı sürece sadece bir kişiyi sevmiş, kalbini bir kişiye açmış kimse demektir.
Aşkı sadece bir kez tatmış kişi için kullanılan sözdür.
Cümle içinde kullanımı: “Rus edebiyatının önde gelen yazarlarından Gogol’un önemli eserlerinden biri olan Palto’da dünyevi varlıklara duyulan Odnoliub, acıklı ve sitemkar bir şekilde işlenmiştir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yüksek sıcaklık
-Hararet derecesi
-Sıcak olma durumu
Cümle içinde kullanımı: “Güneş alnımdan vururken, içime doluşan sühunet senden kaynaklanmakta.”
Osmanlı devletinin hüküm sürdüğü 17. yüzyılda, tahtta IV. Mehmet’in bulunduğu yıllarda İstanbul’da patlak veren bir askeri ayaklanmadır. 4 Mart – 8 Mart 1656 tarihi arasında gerçekleşen isyana Çınar Vakası’da denmektedir.
İsyanın meydana gelmesi şu şekilde olmuştur; 29 Şubat 1656 günü Hasan Ağa, Şamlı Mehmed Ağa, Galata Voyvodalarından Karakuş Mehmed Ağa bir araya gelerek maaşlarını alamadıkları iddiasıyla sipahileri ve yeniçerileri ayaklandırırlar. İsyan patlak verdiğinde ayak divanı toplanarak IV. Mehmet’in huzuruna çıkar.
İsyancılardan Mihter Hasan Ağa söz alarak, henüz tahta genç yaşta oturan IV.Mehmet’e karşı olmadıklarını bildiren bir duadan sonra meramını anlayarak, idamlarını talep ettikleri kişilerin yazılı olduğu listeyi padişaha uzattı.
IV.Mehmet listede yazan kişilerin canının bağışlanmasını istese de isyancıların direnmesiyle kabul etmek zorunda kaldı. Defterde adı geçen kişiler öldürülerek cesetleri ayaklanan gruba teslim edildi. Cesetleri At Meydanına götüren isyancılar, orada bulunan çınar ağacına cesetleri astılar.
Bu olaya Vaka-i Vakvakiye denmesinin amacı ise, At meydanındaki çınar ağacının cehennemde bulunulduğu düşünülen meyveleri insan kafası olan vakvak ağacına benzetilmesinden dolayı verilmiştir.
K