Kelime Kökeni: Farsça
– Yuva, aşiyan, ev, mesken,
– Kuş yuvası, kaşanei mürgan, künam
Cümle içinde kullanımı: “Bülbülün, serçenin, kırlangıcın lânesi bozulmaz evladım günahtır. ”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yuva, aşiyan, ev, mesken,
– Kuş yuvası, kaşanei mürgan, künam
Cümle içinde kullanımı: “Bülbülün, serçenin, kırlangıcın lânesi bozulmaz evladım günahtır. ”
Kelime Kökeni: Fransızca-landeau
-İki tarafında da açılır kapanır körükleri olan ve her iki tarafında da ikişer oturma yeri olan büyük araba
– Çift körüklü binek arabası, london, landon
Cümle içinde kullanımı: “Lando tarzı arabalarla seyahat etmeyi rahatsız bulduğum doğrudur nitekim kış aylarında. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Eşsiz, benzersiz, örneksiz, nazirsiz, eşi benzeri görülmemiş, nadide
Cümle içinde kullanımı: “Lâ-nazîr bir kadın olduğunuz her halinizden belli hanımefendi. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Vefasızlık, hakikatsizlik, vefasız olma durumu
Kelime Kökeni: Arapça
– Küfür, lanetleme, lanet etme, beddua, kargıma, ulan
Cümle içinde kullanımı: “Lan oğlum hayatın yalan dolan.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Anlayışsız, anlamayan, idraksiz, idrak edemeyen, ahmak, ferasetsiz, gabi, anlayışı kıt, kalın kafalı
Cümle içinde kullanımı: “Sen lâ-müdrik misin nesin, konuşuyorum konuşuyorum bir kulağından girip diğerinden çıkıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hiç teslim etmem, hayır!
Cümle içinde kullanımı: “Lâ-müsellim, ısrar ederek kararımdan cayma mı sağlayamazsın!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Lâmi kelimesinin müennes (dişil) biçimi
– İzafet-i lamiyye
– Lâm kafiyesi ile düzenlenmiş kaside türü
Cümle içinde kullanımı: “
Kelime Kökeni: Arapça
– Karaağaçgillerin örnek bitkisi, Karaağaç, narven, ulmus
Cümle içinde kullanımı: “Lâmişger kerestesi kıymetli bir ağaç türüdür. “
Kelime Kökeni: Arapça-lâmis müennes biçimi
– Dokunma duygusu, dokunum, dokunma hissi, el ile hissetme
– Duyarga, anten, duyu alma organı
Cümle içinde kullanımı: “Böceklerde yer alan lâmise özel görevleri olan organlardır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Dokunmakla olan duyma duygusu, dokunan, temas eden, el ile tutup yoklayan
– Elle dokunan, eliyle temas eden
Cümle içinde kullanımı: Doktor beyin lâmis muayenesi sonucunda apandisin patladığı anlaşıldı. “