Japonya’da çağrı merkezini 24 bin kez arayan adam tutuklandı!

Japonya’da bir telefon çağrı operatörünü 24 bin kez arayan 71 yaşındaki yaşlı adam tutuklandı. Ücretsiz çağrı merkezini sekiz günde binlerce kez arayan Akitoşi Okamoto isimli adamın iki buçuk yılda 24 bin kez aradığı tespit edildi.

Şirket sonunda yaşlı adamı dava ederek bunun sözleşme ihlali olduğunu açıkladı.  Yaşlı adam Okamoto, şirketin taciz ettiği suçlamalarını kabul etmezken mağdur edilen kişinin kendisi olduğunu söyledi.

Akitoşi Okamoto, radyo yayınlarını dinlemeyediği için Japon telefon operatörü olan KDDI’nin sözleşme ihlali yaptığını belirtti.  Tokyo polisi yaptıkları araştırmalar sonucunda yaşlı adamın şirketi arayarak çalışanlara hakaret ettiği ve kendisini ziyaret ederek özür dilemelerini talep ettiği ortaya çıktı.

Çağrı merkezini aramayı bırakmayan Okamoto’nun bazense görevli telefonu açar açmaz telefonu kapattığı bildiren polis, yaşlı adamı şirketin işleyişini hileli bir şekilde engellemekle suçluyor. KDDI  şirketi başlarda şikayetçi olmak istemese de çağrıların aralıksız olarak gelmeye devam etmesi ve müşterilerine verdikleri hizmetin bundan etkilenmesi sonucunda şikayet bulundu…

Teşekkürler, sonunda bittiğin için.

 

İnsan bu, kolay hazmedemiyor sevilmediğini. Eskiye dönmek, yine duymak için o iki kelimeyi, hissetmek istiyor aynı heyecanı gözlerinde.
Kabullenişin önünde ki inkar kötücül bir yara gibi.
Söküp atamadıkça yapıştırdığın yara bantlarını bir bir etkisiz hale getiriyor .
İyileşmeden, iyiymiş rolü kesiyorsun.
Bunu nerden bildiğimi uzun uzadıya örneklendirmeyeceğim.
Bir vardı bir yoktu hepsi bu.
Sevdin ama bitti, sevdim ama gitti.
İnkar yeterince olgunlaşıp büyüdüğünde çoktan maziye karıştığımızı, olmasını umut ettiğim hayallerle yaşadığımı idrak ettim öncelikle.
Bu da bir nevi dönüm noktasıydı benim adıma.
Hepimiz düşmüyor muyuz bu tarz yanılgıların aldatıcı güzelliğine .
Hayallerimizde yaşattıklarımızı gerçek hayata empoze etmeye uğraşmıyor muyuz?
Olmadığında ise yerle yeksan, gökle yer arası bir yerde kaybolabiliyoruz.
Geç oldu lakin sonunda uyandım inkarımdan, ve zoraki sevgi bağımdan.
Bağışla; bir müddet oyaladım seni, gitmek için can atarken. Halbuki zihnen çoktan uzaklaşmıştın.
Ve tekrar teşekkürler, harcanan duygulara ortaklık ettiğin için…

 

-Semra Şenol

Megalo İdea (Megali İdea) Nedir?

Megalo İdea, diğer bir deyişle Megali İdea’nın kelime anlamı büyük fikir manasına gelmektedir.  Yunanistan’ın Büyük Helen İmparatorluğunu kurma yönündeki büyük hayaline verilen isimdir.  Bizans’ın Konstantinopolis ismiyle adlandırdıkları İstanbul’u kaybetmeleri sonucu ortaya atılan bir fikir.  Yeniden büyük bir imparatorluk kurma hayalini Megali İdea olarak isimlendirmişlerdir.

Yunanistan’ın bağımsızlığını içeren bu büyük fikir, Osmanlı Devletinin toprakları arasında olan Ege adalarını, Batı Anadolu’yu, Karadeniz bölgesini ve İstanbul’un ele geçirilmesini kapsıyordu.  Rum milliyetçiler içinde Megalo İdea uğruna en fazla çalışan ve bu amaç doğrultusunda faaliyetler gösteren en önemli kişi Yunan tarihinin ünlü şairi ve ulusal kahramanı seçilen Rigas Ferreros’tur.

1791 yılında Bükreş’te olduğu sırada Megalo idea’yı içeren ilk haritayı çizmiş, 1796 yılında Viyana’da haritayı bastırarak Yunanca konuşan tüm şehirlere dağıtılmasını sağlamıştır. Balkanların büyük bir bölümünü, Anadolu’nun yarıdan fazlasını, Ege adalarını, Girit, Rodos, Trakya, Kıbrıs ve İstanbul’u harita içine almıştır.

İngiltere, Fransa, Rusya gibi devletlerden destek alan Rum milliyetçileri 1820 yılında ilk isyanlarını başlatarak, 1821 yılında Rum ayaklanmasını çıkardılar.

1829 yılında imzalanan Edirne anlaşmasıyla Osmanlı’da bağımsızlığını elde eden ilk azınlık olan Rumlar, Kurtuluş savaşı neticesiyle Megalo İdea ideallerine asla kavuşamamışlardır.

3 Aralık Dünya Engelliler Günü

1992 yılından bu yana 3 Aralık günü Dünya Engelliler Günü olarak kabul edilmiştir.  Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen 3 Aralık, uluslararası bir gün olarak kabul edilmiştir. Tüm dünyada engelli bireylerin haklarını dikkat çekilen, çeşitli organizasyonların yapıldığı bir gün niteliğini taşımaktadır..

Toplum ve toplumunu her alanında engelli bireylerin haklarını korumak, refahını sağlamak, topluma karışmasını teşvik ederek, politik, sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan farkındalık arttırmayı amaçlamaktadır.

Birleşik Millerler tarafından 2006’da kabul edilen Engelli Bireylerin Haklarına Dair Sözleşme, İnsani Eylemde Engelli Bireylerin Edilmesi şartıyla birlikte uluslararası kalkınma taahhütlerin uygulanmasında yer almıştır.

Yeterli destek verildiği taktirde toplumdaki engelli bireyler sanatta, edebiyatta, kültürel çalışmalarda ve sporda önemli başarılar elde ettiği görülmektedir.  Günün anlam ve önemini yaptığı açıklamalarla vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan;

“Çağdaş ve sosyal devlet olma anlayışımızın gereği olarak, engelli kardeşlerimizin sorunlarının çözümü için çalışmak her zaman önceliğimiz olmuştur. Engellerin bu kardeşlerimizin zihinlerinde ve uzuvlarında değil, onları eksik gören kalplerde olduğuna inanıyor, bu bilinci tüm topluma yaymak konusunda gayret göstermeye devam ediyoruz” dedi.

Engelli bireyler için yapılan çalışmalara yönelik konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hukuki ve sosyal açıdan ülkemizin verdiği desteği;

“Son 17 yılda, engelli bireylerin hayata katılımı konusunda atılan devrim niteliğindeki adımlar, engelli vatandaşlarımıza karşı hassasiyetimizin bir göstergesidir. Eğitim hizmetlerinden evde bakım hizmetlerine, istihdamdan ayrımcılığın önlenmesine varıncaya kadar pek çok hususta engelli kardeşlerimizin sorunlarına çözüm olmak; toplumla bütünleşmelerini, işgücüne katılmalarını, huzur ve refahlarının artmasını sağlamak için özveriyle çalıştık. Engelli vatandaşlarımızın, hiçbir ayrım gözetilmeksizin sunulan imkânlardan yararlanabilmeleri, gurur verici başarılara imza atabilmeleri bizim için mutluluk kaynağıdır” sözleriyle belirtti.

Günümüz Hezeyanlarında Güven Sorunsalı

 

Balkanlardan gelen soğuk hava gibi, günümüz şartlarında insanlar arasında esen sert rüzgârlar her birimizi ayrı bir bölgeye savurdu.  Kişisel alanlarımıza ne kadar kalın setler çekersek çekelim, bir diğerinin menfaatine bulaşmadan özel alanlarımızı korumak yükümlülüğündeyiz.

Peki, güven kelimesinin manasına şöyle bir göz atmaya ne dersiniz? Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusuna güven adını veriliyor. İnsan ilişkilerinde önemli bir yer tutan güven hissi, 20. Yüzyılın başlarından itibaren ötekileştirilmiş ve yabancılaştırılmış bir terimden ibaret olmadı mı?

Gözlerine siyah bir kumaş bağlayıp, kollarını açarak kendini arkaya bırakabiliyor musun? Düşmeyeceğinden emin olarak, yüz üstü bırakılmayacağından kuş duymadan güven duyguna güvenebilir misin? Bu soruyu eski dönemlerde sormuş olsaydık, cevabınız kuvvetle ihtimal evet olacağı aşikardı. Amma velakin günümüze gelindiğinde kardeşin kardeşe, ananın babaya düştüğü bir devirde yaşadığımızı da inkar edemeyiz.

Toplumda yaşayan insanlar arasında elzem bir ihtiyaç olarak görülen güven, ne yazık ki çağdaş dünyanın en büyük günahlarından bir olarak görülmekte.  Güven sorunsalı ikili ilişkilerde dâhil olmak üzere günlük hayatımızı çevreleyen sosyal yaşantımızı da kuşatmış durumda.

Güven sorunsalını aşmak kayıtsız şartsız birine bağlanmaktan geçer, koşullar sağlansa dahi bir noktayı unutmamak gerekir.  İnsanlar yaratılış amacını sorguladığı gibi karşındaki ve yaklaşmak istediği kişileri öncelikle tanımaya odaklanmalıdır.  Tanımak ve özümsemek beraberinde güven duygusunu geliştiren bir eğretileme olarak görülebilir…

 

-Semra Şenol

Türkiye’den Doğu Akdeniz’de Şah-Mat, Yunanistan Şaşkına Döndü!

Türkiye’nin Akdeniz’de yetki alanını belirlemek için Libya ile yaptığı anlaşma, Yunanistan’ı şoke etti.  Yunanistan ve Mısır dışişleri bakanları ile  Güney Kıbrıs Rum yönetimi mutabakat muhtırasına tepki göstererek, atacakları adımların stratejisini birlikte ele alma kararı aldılar.

Yunan dişişleri Bakanı Nikos Dendias, yunan gazetelerinden birine verdiği röportajda Türkiye-Libya arasındaki anlaşmayı eleştirdi.  Dendias; deniz yetki alanlarının sadece komşu ülkeler arasında belirlenmesi gereken bir konu olduğunu belirtirken, Türkiye ile Libya’nın komşu ülkeler olmadıklarının altını çizdi. Bu sebepten dolayı mutabakat muhtırasının deniz hukukuna ve uluslararası hukuka uygun düşmediğini açıkladı.

Yunan Medyası Türkiye ile Libya arasındaki anlaşma haberini “Türkiye’den Doğu Akdeniz’de Şah Mat” başlığıyla gündeme getirdi.

Nikos Dendias, Sami Şükrü ile olan görüşmesinde Yunanistan adına konuştu.

“Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi Başkanı Fayez Al Sarraj’ın böyle bir mutabakatı imzalamak için gerekli hukuki yetkiye sahip olmadığı kanısındasıyız”

Yunanistan tarafından bir diğer atılım ise Başbakan Kiriakos Miçokatis’den geldi.  Yarın toplanan olacak NATO Zirvesinde mutabakat muhtırasını gündem başlığı olarak öne süreceğini belirtti.  Miçokatis, Türkiye-Libya arasındaki anlaşmaya AB ile NATO’nun sessiz kalmayacağını düşündüğünü sözleriyle ifade etti.

“NATO, bir üyesinin bir başka üyenin aleyhinde uluslararası hukuku ihlal etmesine seyirci kalamaz” 

Yunan medyası Türkiye-Libya arasındaki mutabakatın nihai bir anlaşma mı yoksa yeni bir adım olduğunu çözemezken, gazete manşetlerini “Yunanistan uykuda yakalandı” sözleri doldurdu.  Mısır ve Yunanistan’ın hukuka aykırı bulduğu anlaşma ile ilgili yazılı olarak açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy,

“Bu, başta uluslararası hukuk içtihatlarını oluşturan mahkeme kararları olmak üzere, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin ilgili maddeleri dahil, uluslararası hukuka uygun olarak imzalanmış bir anlaşmadır. Türkiye’nin kıyı projeksiyonunun adalarla kesilmeyeceğinin, iki anakara arasındaki ortay hattın ters tarafında kalan adaların karasuları dışında deniz yetki alanı yaratamayacağının ve deniz yetki alanları hesaplaması yapılırken kıyıların uzunluklarının ve yönlerinin hesaba katıldığının farkında olduğunu” açıkladı…

Perverdigar Nedir?

Perverdigar Nedir?

Kelime Kökeni: Osmanlıca 

1- Osmanlıca’da tanrıyla ilişkilendirilen bir söz

2- Eğiten, eğitici, Karuyan, Malik, Sahip,

Cümle içinde kullanımı: “Dil sanatından anlamam, sözlerim ancak pervedigar içerir. Neydim dememi neyledim der susarım.”

Güney Koreli K-pop yıldızlarına toplu tecavüzden suçundan hapis cezası!

Güney Kore’nin gündemine bomba gibi düşen haber, tüm dünya çapında hızla yayıldı. K-pop yıldızlarından Jung Joon-young ile Choi Jong-hoon toplu tecavüz suçundan yargılandı.  Alkol alan ve bilinçleri yerinde olmayan kadınlara toplu tecavüz etme suçundan yargılanarak hapis cezası aldılar.

Bir yetenek yarışmasıyla ünlü olan 30 yaşındaki Jung 6 yıl, Choi ise 5 yıl habis cezası olarak aldı.  Mahkemeyi yürüten yargıç ünlü K-pop şarkıcılarına 5 yıl çocuklarla çalışma yasağıyla birlikte zorunlu 80 saat cinsel şiddet terapisi görmeyi de hükmetti.

Dünyaca ünlü olan K-pop yıldızlarının karıştığı seks ve taciz skandalları Güney Kore’nin sarsılmasına neden olurken, yargıç dava sonrası kararını açıklarken Jung hakkında habercilere;

“Bilinci yerinde olmayan kadınlara tecavüz  ettiğini, tecavüz sırasında kaydettiği görüntüleri sosyal medyadaki bazı gruplarda paylaştığını” belirterek, “Daha sonra bunları gören mağdurların neler hissettiğini anlamamız mümkün değil”  dedi.

Yargıç Kang Seong-soo, Jung’un kadınları bir zevk aracı olarak gördüğünü açıklarken, diğer şarkıcı Choi’nin ise pişmanlık belirtisi göstermediğini belirtti.

İki şarkıcı kararın açıklanmasını gözyaşları içinde dinlerken, geçtiğimiz Mart ayında kadınları gizlice görüntüleyip paylaşmasının ortaya çıkmasıyla Jung müziği bırakmıştı.

Toplu tecavüz skandalı başka bir skandal araştırılırken ortaya çıkarken, 140 milyon albüm satışına ulaşan Seungri adlı şarkıcının 2016 yılında verdiği partide yaşandığı ortaya çıktı.  Bir çok ünlünün üye olduğu grup yazışmalarından çıkan tecavüz videolarını polisin eline geçmişti.

Seungri isimli şarkıcı ayrıca muhtemel yatırımcılara seks işçisi sağlama suçundan yargılanırken, Jung ve Choi skandalı tesadüfen ortay çıktı…

Edebiyatta Parnasizm Akımı Nedir?

Le Parnasse Contempoain  “Çağdaş parnasçılık” eseri Parnasizm akımının çıkış noktası olmuştur.  Realizm, klasizm ve romantizm akımlarına tepki olarak doğmuştur.  Teknikte kusursuzluk ön plandayken, nesnellik baş roldedir.  Sanatsal biçim önde tutularak ‘Sanat sanat içindir’ sözü benimsenmiştir.

Şiirde biçimcilik amaçlanır.  19, yüzyılda Fransa’da ortaya çıkan Parnasizm, şiir türünde önemli eserlerin verilmesini sağlamıştır.  Doğal güzelliği ve dış görünüşe büyük önem verilirken, ölçülü ve nesnel bir anlatımda söz konusudur.

Realizm ve natüralizmin bir çeşit sentezi olarak şiirde kendini gösteren bu akım, ilk olarak Parnas adlı derginin yayınlanmasıyla dağılmaya başlamıştır.

Eserlerde sanatsal kaygı daima öne çıkmaktadır, zengin bir dil, ihtişamlı biçim, yoğun duygusallık içerir.  Parnasizm temsilcileri Theophile Gautier, Francois Coppee, Theodore Banville, Leconte de Lisle’dir. Edebiyat tarihinde Parnasizm, Leconte de Lisle ile bağdaşmaktadır.

Parnasizmi benimseyen şairlere Parnasyenler denilmektedir. Şiirlerinde redife ve kafiyeye önem verirler.  Türk edebiyatımızda parnasizmi benimseyen yazar ve şairlerimiz: Tevfik Fikret, Cenap Sahabettin, Yahya Kemal’dir.

Tevfik Fikret parnasizm akımının en belirgin özelliklerini eserlerinde icra etmiştir.

Fırında Kabak Mücver

Kabağı en lezzetli hale getirerek çocuklarınıza sevdirebilirsiniz. Enfes lezzeti parmağınızı ısırmanıza sebep olurken, kolay yapılışıyla fazla vaktinizi de almayacak. Tek tek kızartmak yerine tepside pratik bir şekilde muhteşem kabak mücver pişirebilirsiniz.

Fırında Kabak Mücver Malzemeleri

  • 2 yumurta
  • 3 orta boy kabak
  • yarım demet dereotu
  • yarım demet
  • 5-6 adet yeşil soğan
  • 200 gram beyaz peynir
  • 1 çay bardağı un
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 fincan sıvı yağ
  • Rendelenmiş kaşar peyniri
  • Karabiber, pulbiber, tuz

Fırında Kabak Mücver Yapılışı

Kabakların kabuklarını soyup rendeleyin.  Rendelediğiniz kabakların suyunu sıkın, yeşillikleri ince bir şekilde doğrayın.  Beyaz peyniri ezerek malzemeleri karıştırın.  Yumurtaları başka bir yerde köpürene kadar çırpın.  Yumurtalarla birlikte bütün malzemeleri karıştırın, un miktarını cıvık olmayacak şekilde ayarlamaya dikkat edin.

Tepsinin içine yağlı kağıdınızı serin ve tüm harcı içine dökün.  180 derece de ısıtılmış fırında kızarmaya, içini çekmeye başlayana kadar pişirin. Son olarak üstüne rendelenmiş kaşar peynirini dökerek bir müddet kızarana kadar pişirin.

Sıcak ve ılık olarak servis edebilirsiniz…