Kelime Kökeni: Arapça
– Bir varlığın gerçek özü, aslı, kök
– Esas, ana öge, temel,
– Manevi varlık, ruh, benlik
Cümle içinde kullanımı: “Somut varlık bir yana insanın içi, künh’ü iyilikle donatılmalı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bir varlığın gerçek özü, aslı, kök
– Esas, ana öge, temel,
– Manevi varlık, ruh, benlik
Cümle içinde kullanımı: “Somut varlık bir yana insanın içi, künh’ü iyilikle donatılmalı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Gözün içindeki siyah kısım, gözbebeği
– Camdan yapılmış kap
– İdrar yapılan kap, ördek
Cümle içinde kullanımı: “Sevgilim, benim biricik karûre’m cilvene kurban olayım!”
Kelime Kökeni: Portekizce
– Olanaksıza duyulan büyük istek, imkansız şeylere duyulan heves, arzu
– Kaybedilen, yitirilen şeylere hissedilen hasret, özlem
Cümle içinde kullanımı: “Portekizce saudade; bir zamanlar bize ait olan ama kaybettiğimiz şeylere karşı duyduğumz kavuşma isteğini açıklıyorum. “
Kelime Kökeni: Tamilce
– Sevgililerin arasında çıkan tartışma sonucu birbirlerine duydukları yapmacık öfke
– Aşıklar arasındaki yalancı kızgınlık
Cümle içinde kullanımı: “Seviyorsan kızarsın, küsersin, barışırsın. Buna Tamilce’de Oodal denir, aşıkların tatlı kavgalarıdır. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bir avuç içinde tutulan su, avuca sığan su miktarı
– Yağmur yağdığında avuçta biriken su
Cümle içinde kullanımı: “Yağmura açarım kollarımı, birikir yağmurun gözyaşları ellerimde. Gurfayı içerim avuç avuç, temizlenmek için.”
Kelime Kökeni: İtalyanca
– Kitap okurken heyecanlanmak
– Okunan hikayenin verdiği inanılmaz, kalp ısıtan his
Cümle içinde kullanımı: “Emily Bronte sayesinde can bulan Uğultulu Tepeler kitabı, her okuyuşumda aşkın tanımı, acısı, kederi ve commuovere deyiminin anlamını karşılamamı sağlıyor. “
Kelime Kökeni: Urduca
– Seviliyor olmanın verdiği gurur hissi
– Aşık olduğunuz kişi tarafından sevilmenin verdiği övünç hissi için kullanılan sözdür.
Cümle içinde kullanımı: “Jane Austen’in kaleme aldığı Aşk ve Gurur kitabı, Urduca aşkın gururlu hissettirmesi anlamına gelen Naz kelimesinin kitaplaşmış görünümüdür.”
Kelime Kökeni: Filipince
– Aşık olduğunuz, sevdiğiniz kişiyi gördüğünüz anda yaşadığınız sersemlik, baş dönmesi
– Sevdiği kişiyi görünce midesinde kelebekler uçuşma hissi
Cümle içinde kullanımı: “Tagalog dilinden gelen Kilig kelimesi, aşkın insan üzerindeki etkisini ve niteliğini anlatan güzel bir deyim. Türkçe’de henüz bir karşılığı olmayan aşkın tarifini tek bir cümleye sığdırabilmişler.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yardım eden kişi, yardımcı, arka, muavin
Cümle içinde kullanımı: “Dest-yâr arayışı sürerken sonunda gönlüne göre birini bulacak. “
Kelime Kökeni: Farsça
Derdest: Ele geçirme, elde tutma, ahz ü tevkif
– Yaka paça ele geçirme, yakalamak
Cümle içinde kullanımı: “Tahir efendi dükkanına giren hırsızı derdest edip polise vermiş.”