Kelime Kökeni: Arapça-aff müennes dişil biçimi
– İffetli, namuslu kadın, afife, sili
Cümle içinde kullanımı: ” Ar ve namusuna düşkün affe kadınlar bu dünyanın yüz akıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-aff müennes dişil biçimi
– İffetli, namuslu kadın, afife, sili
Cümle içinde kullanımı: ” Ar ve namusuna düşkün affe kadınlar bu dünyanın yüz akıdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-âfet+Farsça-zede
– Belaya uğramış veya çatmış kimse
– Deprem, yangın, sel gibi doğal afetler görmüş ve yaşamış kimse
Cümle içinde kullanımı: “Afet-zedelere gereken yardımları devletimiz üstlenecektir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Zamanın en güzeli
– İnsanın başını döndüren güzel, çok güzel ve çarpıcı kadın, dilber, alımlı kadın
Cümle içinde kullanımı: “Bir afet-i devrandır kalbimi yollara düşürüp beni vatanımdan ayrı düşüren.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Güzel, sevgili, yar, insanı deli edecek kadar güzel kadın
– Ele avuca sığmaz, afacan
Cümle içinde kullanımı: ” Afet-i can’ım tez cevap yazasın mektuplarıma, iki satır sözüne günlerimi adadım.”
Kelime Kökeni: Arapça-âfât çoğul biçimi
– Bela, kötülük, sakınılacak şeyler, kıran, büyük felaket, badire
– Adamı aşk belasına düşüren dilber, insanın başını döndüren kadın, çok güzel kadın
– İnsanın içine düştüğü zor güç durum
Cümle içinde kullanımı: ” Öyle bir afeti devran ki bir salınışı, bir bakışı onlarca adamı muma çevirir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Yaratılış, yaratma, hilkat, fıtrat
Cümle içinde kullanımı: “Benimde aferîniş, huyum buydu çabuk inanır hep güvenirdim istisnasızca.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ay yüzlü, yüzü ay gibi güzel, ay parçası
– Sevgili
– Çok güzel kadın
Cümle içinde kullanımı: “Mehlikam, yüzü geceyi aydınlatan ayı kıskandıran yarim!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Öveni, övücü, aferin diyen, metheden
Cümle içinde kullanımı: ” Talebelerine âferîn-han hoca onları yücelterek daha fazlası için kamçılar. “
Deyim
– Alkışlamak, övmek, methetmek, sena etmek
Cümle içinde kullanımı: ” Aferin okumakla kendini dünyanın en başarılı insanı sanıp sakın ha kibre kapılma.”
Deyim
Yapılan işin beğenilip taktir alması, değer görüp beğeni almak
Cümle içinde kullanımı: ” Aferin alınca bağın göğe mi erdi yoksa?”