Kelime Kökeni: Arapça
– Pek tozlu, tozu çok olan
Cümle içine kullanımı: ” Arşiv odasında bulunan ağber kitaplar sonunda gün yüzüne çıktı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Pek tozlu, tozu çok olan
Cümle içine kullanımı: ” Arşiv odasında bulunan ağber kitaplar sonunda gün yüzüne çıktı.”
Deyim
– Başlamak, işe girişmek, harekete geçmek
Cümle içinde kullanımı: ” Ağaz etmediğin neye sahip çıkacak bitireceksin ki?”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Mesnevilerde esas konuya geçiş bölümü
– Dîbace-i hikâye, ibtidâ-yı dâstân
Kelime Kökeni: Farsça
– Başlangıç, başlama, giriş, iptida, mukaddime
Cümle içinde kullanımı: ” Köklü bir geçmişe sahip sutranın âğaz bölümü kime ve ne amaçla yazıldığı bilgileri yer alıyor.”
Kelime Kökeni: Türkçe-ağa sözünün Farsça çoğul biçimi; ağavat
– Harem ağaları, ağalar
Cümle içinde kullanımı: ” Rahmetli dedem, büyük büyük dedesin Osmanlı ağayanlarından olduğunu iddia ederdi.”
– Ak durumuna gelmek
– Işımak, aydınlanmak
– Aklaşmak, beyazlaşmak
– Şafak sökmek
– Rengi solmak
– Temizlenip kirlerinden kurtulmak
Cümle içinde kullanımı: ” Erken yaşta ağaran saçlarımın sebebi kaybetmiş olmanın hüznüne dayanır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Arapça kelimeyi belirli unsur konumuna getiren, isim başlarına gelen belirtme edatıdır. Harf-i Ta’rif bir ön ektir, Elif+Lâm şeklinde kelimenin başına yazılır.
(belirli) defter الدفترُ (herhangi) bir defter دفترٌ
Romantik devrimci olarak anılan Türk şairi,romancı, anı yazarı, oyun yazarı Nazım Hikmet, ülkemizde serbest nazımın ilk uygulayıcısıdır. Çağdaş Türk Şiirinin ölümsüz kahramanlarından biri olan Nazım, siyasi inançları yüzünden gençliğinin büyük bir çoğunluğunu tutuklu olarak geçirmiştir. Yazıları ve şiirleri yüzünden defalarca yargılanan ve beraat eden Nazım Hikmet, 1938 yılında orduyu ve donanmayı isyana teşvik suçuyla 28 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Suçsuz olduğunu defalarca haykıran Nazım Hikmet, Bursa cezaevlerinde 12 yıl kaldı. Adalet arayan, bıkıp usanmadan suçsuz olduğunu, askeri isyana teşvik etmediğini söyleyen Nazım, son çare olarak Atatürk’e mektup yazmıştır.
18 Ağustos 1938 tarihinde bizzat kendi el yazısıyla kaleme aldığı ‘Suçsuzum’ mektubu ne yazı ki o dönem hastalığın pençesinde olan Atatürk’ün eline bilinmeyen nedenlerle geçmez. Yıllar sonra Cumhurbaşkanlığı Arşiv’inden çıkan Nazım Hikmet’in mektubunda ise şunlar yazılıdır;
“Cumhur Reisi Atatürk’ün Yüksek Katına
Türk Ordusunu ‘isyana teşvik’ ettiğim iddiasıyla 15 yıl ağır hapis cezası giydim. Şimdi de Türk Donanmasını ‘isyana’ teşvik etmekle töhmetlendiriliyorum. Türk inkılabına ve senin adına and içerim ki suçsuzum.
Askeri isyana teşvik etmedim…
Deli, serseri, mürteci, satılmış, inkılap ve yurt haini değilim ki bunu bir an olsun düşünebileyim. Askeri isyana teşvik etmedim. Senin eserine ve sana, aziz olan Türk dilinin inanmış bir şairiyim. Sırtıma yüklenen ve yükletilebilecek hapis yıllarını taşıyabilecek kadar sabırlı olabilirim. Büyük işlerinin arasında seni bir Türk şairinin felaketi ile alakalandırmak istemezdim. Bağışla beni. Seni bir an kendimle meşgul ettimse, alnıma vurulmak istenen bu ‘inkılap askerini isyana teşvik’ damgasının ancak senin ellerinle silinebileceğine inandığımdandır.
Başvurabileceğim en inkılapçı baş sensin. Kemalizm’den ve senden adalet istiyorum. Türk inkılabına ve senin başına and içerim ki suçsuzum.”
Kelime Kökeni: Ad
– Ağarmak durumu, rengini atmak, yitirme, beyazlama
– Şafak, fecir, tan
Cümle içinde kullanımı: “Gecenin karanlığı ancak tan ağarmaya başladığında biter. “
Kelime Kökeni: Arapça-agarr
– Kendini pek beğenmiş, ukala
– Alnında beyaz beneği ola at
– Soylu, asil, ağır başlı
Cümle içinde kullanımı: ” Kendini bilen insan ağardır, öyle ortalarda böbürlenerek dolanmaz. “