– Cerrahi bir yöntem sonucunda alınan bir bölgenin kendini tekrardan oluşturması.
– Yeniden oluşum.
– Onarım.
Reconstruction
– Cerrahi bir yöntem sonucunda alınan bir bölgenin kendini tekrardan oluşturması.
– Yeniden oluşum.
– Onarım.
Reconstruction
Kelime Kökeni: Arapça
– Kalın kafalılık
– Ahmaklık
– Anlayışsızlık
– Sersemlik
– Akılsızlık
– Zekası az gelişmiş
Cümle içinde kullanımı: “Biraz akıl bir sukunet birazda belâdet aradık lakin bulduğumuz tek şey ihmalkar beyinlerdi.”
Kelime Kökeni: İngilizce
– Bir yere imza atmak.
– Herhangi bir yere kayıt olmak.
– Oturum veya hesap açmak.
– Oturum
Kelime Kökeni: İngilizce
– Uydudan merkeze gelen güncelleme.
– Bir dosyayı yerel bilgisayardan internet ağına aktarma.
Cümle içinde kullanımı: ” Şu bilgileri ana sisteme uploading etsene hemen.”
Kelime Kökeni: Latince
– Morfoloji ile ilgili, morfolojiye ilişkin.
– Yapı bilgisi, yapı bilimi.
– Biçim bilimi.
Morphologic.
Morphological.
Kelime Kökeni: Latince.
– Bir işlevin veya olayın önlenmesi, durdurulması.
– Engelleme
– Gelişiminin önlenmesi.
– Çeşitli inhibitörlerin enzim-substrat kompleksinin yaratılmasını etkileyerek enzim faaliyetine engel olması sonucu reaksiyon hızının azaltılması veya tamamen yok olması.
– Kimyasal reaksiyonun yavaşlatılması veya durdurulması, kimyasal tepkimenin önlenmesi.
Inhibition.
Kelime Kökeni: Fransızca
– İstikrar.
– Hareketsizleştirme.
– Değişim gösterilmeyecek hala getirmek ya da bozulmayacak nitelik kazandırmak.
Stabilization
Cümle içinde kullanımı: ” Stabilizasyon etmek için çok fazla uğraşmıştık.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bülbüller
– Seher kuşları
– Kuruntular, takıntılar, vesveseler
– Evhamlar
Cümle içinde kullanımı: “Belâbil ötüyorsa bil ki yakınlarda bir yerde güller açmış rayihalarını havaya salmışlardır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Enduh
– Keder, gam
– Tasa
– Felâket
– Musibet, afet
– Sıkıntı, ağırlık
– Müşkilat
– Ceza
– Sakıncalı durum veya olaylar
Cümle içinde kullanımı: “Şimdi saat yokluğunun bulaştığı belâ dakikalara dönüşürken yalnızlığım sana hediye olsun.”
Kelime Kökeni: Ad
– Vücudun ortası
– Göğüsle karın arasındaki bölge
– Karın bölgesinin arkasında kalan
– Sağrı ile omuz arasındaki bölge
– Yüksek dağların arasında alçak ve düz geçit yeri
– Yamaç
– Dağın sırtı
– Somurma, emme
– Toprak kazmaya yarayan bahçıvan aleti, tarım aracı
– Yutma
– Meni, atmık
Cümle içinde kullanımı: “Bel veren acılardan sonra en çok kendimden uzaklaşmaya hakkım olduğunu sanmıştım.”