Kelime Kökeni: Sıfat
– Zahmetli
– Müşkil
– Sıkıntılı
– Fedaî
– Musallat olan
– Kendi isteğini zorla yaptıran
– Zorba dost
Cümle içinde kullanımı: “Belâlı birine bulaşmayalım şimdide yoksa işler iyice sarpa saracak.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Zahmetli
– Müşkil
– Sıkıntılı
– Fedaî
– Musallat olan
– Kendi isteğini zorla yaptıran
– Zorba dost
Cümle içinde kullanımı: “Belâlı birine bulaşmayalım şimdide yoksa işler iyice sarpa saracak.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yaşlık
– Nemlilik
– Islaklık
– Islak olma durumu
Cümle içinde kullanımı: “Ellerindeki belâlet kan mı su mu, kendini neyle kirlettin söylesene?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yaş
– Su
– Islatan
– Bilal
– Sadık ve dürüst köle
– Hz. Muhammed’in ilk müezzini Bilali Habeş-i
Cümle içinde kullanımı: “Gözlerimi belâl eden yaşların sebebi zarureti sizinle değil benim yanlışlarımla ilgilidir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Acı ve sıkıntı çeken kimse
– Mihnetkeş
– Eziyet çeken kimse
Cümle içinde kullanımı: “Belâ-keş biri olarak söylüyorum ki çektiğim acıların tüm mesüliyeti bana ait.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Budalalık
– Anlayışsızlık
– Aptallık
– Düşüncesizlik
– Budala olmak
Cümle içinde kullanımı: “Belki de bizler belâhet yapmayı seven nesli tükenmiş son dürüst insanlardık.”
Kelime Kökeni: Arapça-belâgat+Farsça-perdâz
– Belâgatli konuşmayı beceren kimse
– Güzel söylemeyi beceren kimse
– Konuşma sanatını bilen
Cümle içinde kullanımı: “Belâgat-perdâz biriyle ilk defa bu kadar uzun muhabbet ediyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça-belâgat+Farsça-fürûş
– Belâgat taslayan
– Güzel konuştuğunu sanan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Hitabeti iyi olan herkes kendini Belâgat-fürûş sanıp ortaya çıkıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İyi ve güzel konuşma sanatı
– Anlatımın düzgün ve etkileyici olması konusunu inceleyen bilim dalı
– Retorik
– Hitabet sanatı
– Güzel söz söyleme sanatı
Cümle içinde kullanımı: “Belâgat bilen insanla edilen iki laf hem ruhumu hem ufkumu aydınlatıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yetiştiren
– Ulaştıran
– Eriştiren
– Mesaj getiren
– Mesaj götüren
Cümle içinde kullanımı: “Belâga zeval olmaz derler ben aracıyım gayrısını bilmem.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Felakete uğramış
– Belaya uğramış, görmüş
– Feleğin çemberinden geçmiş kimse
– Musibet yaşamış
Cümle içinde kullanımı: “Belâ-dîde bir can var karşında ne olur yakma canımı, ahım bende kalsın.”