Kelime Kökeni: Arapça-bedre çoğul biçimi
– Altın dolu keseler
– İçinde altın olan torbalar
Cümle içinde kullanımı: “Külhanbeyi olup cebinde bider taşımıyorsan kimseye caka satmayacaksın.”
Kelime Kökeni: Arapça-bedre çoğul biçimi
– Altın dolu keseler
– İçinde altın olan torbalar
Cümle içinde kullanımı: “Külhanbeyi olup cebinde bider taşımıyorsan kimseye caka satmayacaksın.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Tekrar tekrar
– Sık sık
– Ardı ardına
– Üst üste
Cümle içinde kullanımı: “Biddefa’ât aynı olayları süregelen sıkıntıları çekmek her iki tarafı yoruyor.”
Kelime Kökeni: Ad
– Asliye hukuk mahkemesi
– Temel yargılık
Cümle içinde kullanımı: “Onun suçlu olup olmadığına biz değil bidâyet mahkemesi karar verecek.”
– Hiç Hastalanmamış olmak.
– Yatağına yatıp uyumamış olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar yoğun bir hayatım vardı ki başım yastık yüzü görmüyordu kaç gündür.”
– En ön safında yer almak, en önde olmak.
– Gürültüden, çok konuşma dinlemekten başı ağrımak.
Cümle içinde kullanımı: ” Her işte başı tutanlardan olmuştum her zaman başlamamım ardından hep peşimden gelen oluyordu.”
– Her türlü çareye başvurarak yapılması güç bir işi başarmaya çalışmak.
Cümle içinde kullanımı:” Valla bu işi bitirmek için başı taşa, taşı başa vura vura bu işin sonuna varacağız”
– Sağına soluna etrafına bakmayan, uslu, terbiyeli.
– Utangaç.
Cümle içinde kullanımı: “Ne kadar sakin bir çocuktu başı önünde kimseyi umursamadan.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İşin başı
– Başlangıç
– Ön söz
– Mukaddime
Cümle içinde kullanımı: ” Her işin bidâyeti sabır ve telakkiyle süslenmelidir ki temelleri sağlam olsun.”
– Sert bir karşılıkla yenilmeyen bir durumun kendisine ders olması.
Cümle içinde kullanımı: “Çok temiz ilerliyorum bir anda başım taşa değince afallamıştım.”
– Bir güçlük karşısında kalmak.
– Başı dara düşmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Başım sıkılmıştı o kadar borcun içinde bulunca kendimi.”