– Çok sevinmek, mutlu olmak.
– Doyasıya yemek, içmek, dinlemek, bakmak vb. şeyler yapmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Okulun kapanmasıyla tüm çocuklar bayram etmişti resmen.”
– Çok sevinmek, mutlu olmak.
– Doyasıya yemek, içmek, dinlemek, bakmak vb. şeyler yapmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Okulun kapanmasıyla tüm çocuklar bayram etmişti resmen.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-devlet
– Devletsiz
– Mutsuz
– Talihsiz
– Mevkisiz
Cümle içinde kullanımı: “Bî-devlet kalmak ancak sıla hasreti çekenlere mahsus bir duygu değil midir?”
– Bir işi eksik, hatalı, yanlış yapmak.
– Başını gözünü yararak yapmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Valla her işte baş yarıp göz çıkarıyorsun yapma böyle şeyler artık toparla kendini.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yüreksiz
– Korkak
– Aşık
– Tutkun
– Meftun
– Cesaretsiz
– Meclup
Cümle içinde kullanımı: “Bizler bî-dil gönüllerde taht kurmayı beceren insanlar değildik, onurlu sevdalarda adımızı aksettirdik.”
– İnandığı bir şey uğrunda ölmek, canını vermek.
– Çıban olgunlaşmak.
– Gemi gibi araçları döndürmek, çevirmek.
– Ortaya çıkmak, belirmek.
– Buğday gibi ürünlerin başak bağlamaya başlamak, başak oluşmak.
– Başını vermek.
Cümle içinde kullanımı: ” Filizler bugün baş vermeye başlamıştı ne güzel gündü bugün.”
– Emredersiniz.
– Buyurduğunuz yaparım.
– Peki efendim.
– Başımla beraber.
Cümle içinde kullanımı: ” Ne isterseniz isterseniz baş üstüne hepsini yapmaya hazırım.”
– “Sevgi, ilgi ve saygı ile karşılanıp ağırlanır.” anlamında kullanılır.
– Büyük bir saygı, sevgi ile konuk edilir ve en yüksek yer kendine ayrılır.
Cümle içinde kullanımı: ” Ona neden ayrım yaptığımı sorup duruyorsun onun başımın üstünde yeri var hep öyle kalacak..”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bedevi
– Çölde yaşayan Arap
– Bir tür at
– Çöllerde yaşayan göçebe
Cümle içinde kullanımı: “Bidevî gibi çöllerde, balık gibi okyanuslarda aradığım bir tek senin gülüşündü.”
– Çok fazla saygı göstermek.
– Baştacı etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Sende bu kızı başta taşıya taşıya baya havalandırdın onu.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Çaresiz
– Mecalsiz
– Dermansız
– Gücü tükenmiş
Cümle içinde kullanımı: “İlk kez sana mağlup olup varlığınla tükenirken, bî-dermânsız bıraktın ruhumu.”