Kelime Kökeni: Sıfat
– Pek çok
– Bir hayli
– Müteaddit
– Oldukça çok
– Çok
– Az karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Sürüklenip giden birçok hayat bana öğretti ki kaderimize her isyan edişimiz onu daha çok acımasızlaştırıyor.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Pek çok
– Bir hayli
– Müteaddit
– Oldukça çok
– Çok
– Az karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Sürüklenip giden birçok hayat bana öğretti ki kaderimize her isyan edişimiz onu daha çok acımasızlaştırıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-özel ad
– Gezegen
-Müşteri yıldızı
– Bercis
– Jüpiter
– Erendiz
– Güneşin etrafındaki gezegenlerin en büyük olanı
– Güneşe yakınlıkta beşinci sıradaki gezegen
Cümle içinde kullanımı: “Eski adıyla Bircîs, günümüzde jüpiter olarak adlandırılan bu gezegen ismini Roma mitolojisinden almaktadır.”
Kelime Kökeni: Sıfat ve Zarf
– Sıra ile
– Sıra sıra
– Tek tek
– Hepyek
– Ayrı ayrı
– Tamı tamına
– Her biri ayrı
Cümle içinde kullanımı: “Bu saatten sonra yaptıklarının sonucuna bir bir katlanacaksın bunun için elimden geleni yapacağım.”
Kelime Kökeni: Sıfat ve Zarfü
– Azıcık
– Az vakit
– Çok karşıtı
– Çok az
– Az miktar
Cümle içinde kullanımı: “Biraz daha dur, henüz sensizliğin soğuğuna hazır değilim bırak bir yaz daha görsün ruhum.”
– Acılara karşı dayanıklı olmak.
– Sıkıntıya düşmeyen.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de canın pek pekmiş o kadar acıya ben katlanamazdım.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-rahmet
– Affetmesiz
– Acımasız
– Merhametsiz
– Kalpsiz
– Merhametten yoksun
Cümle içinde kullanımı: “Bî-rahmet sözleriyle canımı aldı haberi yok muydu, şimdi tüm bahçelerim diken dolu.”
– Fiziksel bir acı verici harekette bulunmak.
– Karşısında bulunan birinin vücuduna acıtacak, zarar verecek bir şey yapmak.
– Zarara, sıkıntıya sokmak, üzücü, kaygılandıracak davranışlarda bulunmak.
– Canını acıtmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Canını yakmak istemiyordum ama sen beni buna zorluyorsun yaptıklarınla.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-rahm
– Acımasız
– Merhametsiz
– İnsafsız
– Acıması olmayan
– Katı yürekli
Cümle içinde kullanımı: “Bî-rahm eller ve dillerden Rabbim tüm evlatlarımızı korusun.”
– Bir şey adına en değerli varlığını feda etmeyi göze almak, hatta ölmeye bir hazır olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin için canımı vermeyi göze almıştım ama sen bir iyiliği bile çok gördün bana.”
– Olur olmaz şeyler yüzünden vücudunu yormamak, yıpratmamak, sağlığının değerini bilmek, onu korumak için tedbirler almak.
Cümle içinde kullanımı: “Ben canımı sokakta bulmadım sizin o salak saçma fantezilerinize dahil olamam.”