– Bir kişiye, onu rahatsız edecek , sıkıntıya düşürecek, üzüntüye sokacak, neşesini kaçıracak, keyfini bozacak durum veya olayla karşılaşması.
Cümle içinde kullanımı: ” Geçen yaşadığı durum onun çok canını sıkmıştı.”
– Bir kişiye, onu rahatsız edecek , sıkıntıya düşürecek, üzüntüye sokacak, neşesini kaçıracak, keyfini bozacak durum veya olayla karşılaşması.
Cümle içinde kullanımı: ” Geçen yaşadığı durum onun çok canını sıkmıştı.”
– Birisini çok fazla sevmek, bağrına basmakla bile kanmamak.
– Çok hoşlanmak.
– Karşısındakine karşı büyük sevgi duymak.
Cümle içinde kullanımı: “Seni var ya canımın içine sokacağım geliyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-bîrâh+Arapça-î
– Sürgün
– Yolsuzluk
– Usulsuzluk
– Yolsuz olma durumu
– Yetkiyi kötüye kullanma
– Menfi
Cümle içinde kullanımı: “Devlet erkanında yetkisini bî-râhî kullanan canının derdine düşmelidir.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Çıkmaz sokak
– Sapa yer
– Çıkışı olmayan
– Ucu kapalı yol
– Çıkışı olmayan sokak
Cümle içinde kullanımı: “İktidar gözü bir kez âmâ eylediyse her yol bî-râhe çıkar.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-râhat
– Huzursuz
– Rahatsız
– Tedirgin
– Huzuru olmayan
– Mutsuz
– Keyifsiz
Cümle içinde kullanımı: “Bizimde elem ve kederden yüreklerimiz bî-râhat etmedi, izahımız budur.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yolsuz
– Yolu olmayan
– Uygunsuz
– Münasebetsiz
– Törelere aykırı davranan
– Yaraşmayan
– Uygun olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Törelerimize geleneklerimize bî-râh davranışlarda bulunanlar elbette yanımızda olmayacaktır.”
– Bir dertle karşılaştıktan sonra, başkalarını düşünmek yerine sadece kendi can sağlığını güvenceye almak, kendi canını kurtarmaya çalışmak.
– Başının derdine düşmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Herkes kendi canının derdine düşmüştü bu yarışma da kimseye güven olmazdı.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Yeğen
– Erkek kardeş çocuğu
– Kardeş oğlu
Cümle içinde kullanımı: “Birâder-zâde Arapça eğitimini tamamlamak için önce Mısır’a sonra Kahire’ye gitti, ilim peşimde koşan alnı ak bir çocuktur.”
– Bir işi iyi sonuçlandırmak adına büyük sıkıntıları, tehlikeli durumları göze almak.
Cümle içinde kullanımı: ” Canını dişine takarak yaptığı bu işi başarıyla sonuçlandırmıştı.”
Kelime Kökeni: Farsça-birâder+Arapça-î
– Dostça
– Kardeşçe
– Dostane
– Dostlukla
– Kardeş gibi
Cümle içinde kullanımı: “Kırk yıl yan yana, soluk soluğa geçince birâderî bir ömür geçiyorsun.”