– Falanca filanca kişi bu yaşadığı sıkıntıya nasıl katlanıyorsa sen de dayanmalısın.
– Falanca kimseye bu denli zor iş yaptırmak acımasızca bir davranıştır.
Cümle içinde kullanımı: “Bu çocuğun canı yok mu ne kadar fazla iş yaptırıyorsun?”
– Falanca filanca kişi bu yaşadığı sıkıntıya nasıl katlanıyorsa sen de dayanmalısın.
– Falanca kimseye bu denli zor iş yaptırmak acımasızca bir davranıştır.
Cümle içinde kullanımı: “Bu çocuğun canı yok mu ne kadar fazla iş yaptırıyorsun?”
Kelime Kökeni: Ad
– Sıra sıra eğilerek dizilen oyuncuların birbirlerinin üzerine atlayarak oynadıkları oyun
– Uzuneşek
Cümle içinde kullanımı: “Çocukluğumuz mahalle aralarında birdirbir oynayarak geçti, şimdi kocaman yetişkinler olduk.”
– Yaşadığı üzüntüyü, veya acıyı atıp rahatlamak, yorgunluktan kurtulup dinlenmiş olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Canı yerine gelmişti karnını doyurduktan sonra baya kafası yerine gelmişti.”
– Vücudunda herhangi bir yerinin acıması.
– Acı bir deneyim yaşamak, içinde bulunmak.
– Manevî bir üzüntüye kapılmak.
– Bir şeyde zarara uğramak.
Cümle içinde kullanımı: ” Benim canım yanmıştı seni o şekilde gördükten sonra.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Hemencecik
– Aniden
– Ansızın
– Fücceten
– Vehleten
– Nagehan
Cümle içinde kullanımı: “Birdenbire nefesime musallat olan geleceğimin karanlık hayaletidir.”
– Bir işi çarçabuk yapılmasını isteyen kimse.
– Beklemeye tahammülü olmayan.
– İvecen.
– Sabırsız.
– İçi dar.
– İçi tez.
– Tez canlı.
Cümle içinde kullanımı: ” Canı tez insanları bir yerde tutabilmek o kadar zor bir iş ki anlatılmaz.”
– Ufak tefek acıya, sıkıntıya bile katlanamayan, ufacık bir zorlukla bile karşılaşmak istemeyen.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de canın tatlıymış baya ufacık bir kesiğe bile çıkardığın gürültüye bak.”
– Yapacak iş bulamadığından kaynaklı içinde oluşan sıkıntı.
– Yaşanmış bir duruma üzüntü duymak, keyifsiz olmak.
– Bir kişiye karşı öfkeye kapılmak, sinirlenmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Hayatı o kadar tek düze bir hal alamaya başlamıştı ki artık canı sıkılmıyordu bile .”
– Elden giden malın önemi, değeri yok mühim olan senin iyi olman.
– Boşa harcanmış, ziyan edilmiş bir şey konusunda teselli etmek için kullanılan söz.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de canın sağ olsun bir o kadar zarara uğratmış olsan da beni.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Bir anda
– Hemencecik
– Çabucak
– Ansızın
– Beraberce
– Çabucak
– Kısa sürede
– Bir lahzada
– Süratle
– Hızlı hızlı
Cümle içinde kullanımı: “Birden düşüverdin içime güzelim, ah o billur suretin olmasaydı bir deniz gibi dallanır da durulur muydum sana!”