– Yakasına yapışıp sımsıkı tutup götürmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Seni çalyaka edeceğim az daha beni sinir edersen.”
– Yakasına yapışıp sımsıkı tutup götürmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Seni çalyaka edeceğim az daha beni sinir edersen.”
– Gerçekleşen bir işe çok fazla mutlu olmak, sevinmek.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar mutlu olmuştu ki olay tamamen bitmeden yani çalmadan oynamaya başlamıştı.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Utanmaz
– Hayasız
– Sıkılmaz
– Yüzsüz
– Arsız
Cümle içinde kullanımı: “Bî-şerm, yüzü kızarmaz insana ne desen ne söylese boş.”
– Yapılması gereken işin yapılmaması, gerçekleşmemesi için işi yokuşa çekmek, zorlaştırmak.
– Suyu yokuşa akıtmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bir işe başlayalım dedik iyi ki çalıya tepeden sürüyorsun her zaman ki gibi.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-şer
– Şeriat yolundan gitmeyen
– Bâ-şer karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Doğru yoldan ayrılan bî-şer eninde sonunda pişmanlık ateşinde yanacaktır.”
– Az çok demeden bir şeyler çalmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Çalıp çırpmak konusunda senden iyisini görmedim ben bu hayatta iyisin iyi.”
– Bir üstünlük gösterişi yapmak, o olaydan ötürü büyüklük taslamak.
– Böbürlenmek.
– Fiyaka satmak.
– Caka satmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen sıkılmadın mı ya çalım satmaktan ben sözlerini dinlemekten sıkıldım?”
– Kurumundan, böbürlenmesinden, büyüklenmesinden, yanına gelinmiyor, yaklaşılmaz olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” İyi ki kaliteli bir iş yaptın çalımından geçilmez şimdi her yerde bir havan olur.”
– Zengin görünmeyi, varlıklı olduğu bilinsin isteyen, gösterişi çok sever, ama gerçek bunun aksine gösterecek biçimde, bunun tam tersi.
Cümle içinde kullanımı: ” Çalımına bakarsan çırak durasın gelir; evine bakarsan sadaka veresin gelir resmen bu şekildesin.”
– Yapmayı düşündüğü, planladığı, tasarladığı iş kolladığı yararlanma uygun zamanı bulmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Tam olarak tam zamanında çalımına getirmişti her şey tak tak istenilen gibi oldu.”