– El üstünde tutulan, çok hoş görülen, sevilen çocuk, genç.
Cümle içinde kullanımı: ” Senide el bebek gül bebek büyütmüşler çok belli.”
– El üstünde tutulan, çok hoş görülen, sevilen çocuk, genç.
Cümle içinde kullanımı: ” Senide el bebek gül bebek büyütmüşler çok belli.”
– Kutsal bir şey üzerine elini koyup ant içmek, yemin etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Boş yeminlere, kurana el basmaya ne gerek var böyle şeylere.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Karşılıksız
– Bedelsiz
– Bedava
– Para vermeden alınan şey
Cümle içinde kullanımı: “Beleş olan caba emeksiz oldu mu bir kıymeti değeri kalmıyor.”
– Saygı göstermek için ellerini karnını, göbeği üstünde kavuşturup durmak.
– El pençe divan durmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elini bağlayıp tip bana bakmaya devam edersen yiyeceksin yumruğu ağzına.”
– Gece herkes yaşadığı yere, yerine çekilip ortada kimsecikler kalmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Tüm işlerden elimi ayağın çekilmesinin ardından işler iyice boka sarmıştı.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Korunacak yer
– Sığınılacak yer
– Korunmak için saklanılan yer
Cümle içinde kullanımı: “Sen ki günahlarımdan sakındığım câ-yı penâhım, gör ki seni unutmam mümkün değil!”
– Yeni bir işe girişmek, başlamak.
– Birisinin işine karışma, müdahil olmak, müdahale etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin el atmaktansa kendi kendine çözmen daha iyi gibi.”
– Dosta düşmana karşı küçük düşmemek adına, zoraki bir şekilde, olarak.
Cümle içinde kullanımı: ” El arı, düşman körü ise ne yapalım biz bu hayatı?”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Cennet benzeri yer
– Cennet gibi olan yer, mekan
Cümle içinde kullanımı: “Mavinin huzuruna değdi yüreğim, bahsedemem kimselere yârin ellerinin câ-yı Behiştî oluşunu.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Kamerî aylardan cemâzziye’l-evvel simgesi
– Mahal
– Mekan
– Mevki
– Yer
– Kalsiyum kısaltması
Cümle içinde kullanımı: “Mihr-i Süleyman yer tutmaz, mecalini yer alan câ!”