– Umduğu, istediği şeyi elde edemeden bırakıp dönmek, ayrılmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli boş döneceksen hiç gitme o kadar mesafeye.”
– Umduğu, istediği şeyi elde edemeden bırakıp dönmek, ayrılmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli boş döneceksen hiç gitme o kadar mesafeye.”
– O sırada işi bulunmamak.
– O an iş almaya uygun olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elim boş olsa her türlü sana yardımcı olurdum.”
– Elinde iş yapmaya yarayacak çok miktarda para ve eşya bulunan.
– İş yaparken, uğraşırken kullanılacak gereçleri esirgemeyen.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin de elin bol belli bir kutu aldığımız şeyi ne ara bitirdin?”
– Şirret, edepsiz, kavgacı olarak bilinir olmak, tanınmak.
– Eli maşalı.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli bayraklı çocuğum az biraz sakinleşsen mi?”
– İş yapacak güce sahip olmak, gücü bulunmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elin ayağın tutuyor neden burada dilenip duruyorsun?”
– Sıcaktan ya da korkudan hareket etme gücü yitmek, azalmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli ayağı gevşemişti resmen hava o kadar sıcak ki anlatamam.”
– Telaştan, heyecandan ne yapacağını şaşarak düzensiz, karmakarışık iş yapmak.
– Eteği ayağına dolaşmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli ayağına dolaşmıştı o kadar işin arasında.”
– Ansızın aldığı bir habere üzülerek iş yapamayacak bir durgunluk içine sokulmak, girmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli ayağı buz kesilmişti aldığı o haberin ardından.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Eziyet eden
– Cefa çektiren
– Zulüm eden
– Sıkıntı veren
Cümle içinde kullanımı: “Bilirim ki câfî olan muhakkak gazap bulacak, cezasını sonunda çekecektir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Çay
– Irmak
– Hz. Ali’nin kardeşi
– Küçük akarsu
– Dereden büyük ırmaktan küçük akarsu
Cümle içinde kullanımı: “Ca’fer ismini en küçük oğullarına vererek babalarını bizzat sevindirdiler.”