Kelime Kökeni: Ad
– Şatafatlı söz
– Ağız kalabalığı
– Gösteriş
– Abartı
– Fiyaka atmak
– Caka satmak
– Görkem
Cümle içinde kullanımı: “Cafcaflı sözlerle beni kandıramazsın bundan emin ol, seni son kez ikaz ediyorum.”
Kelime Kökeni: Ad
– Şatafatlı söz
– Ağız kalabalığı
– Gösteriş
– Abartı
– Fiyaka atmak
– Caka satmak
– Görkem
Cümle içinde kullanımı: “Cafcaflı sözlerle beni kandıramazsın bundan emin ol, seni son kez ikaz ediyorum.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Cadı dilli
– Cadı gibi büyüleyici söz söyleyen
– Uz dilli
– Büyülü sözler söyleyen
Cümle içinde kullanımı: “Câdû-zebân sözleriyle hepimizi efsunlayıp kandırdı baksana.”
Kelime Kökeni: Ad
– Büyücülük
– Huysuzluk
– Cadıya yaraşır davranış
– Aksilik
Cümle içinde kullanımı: “Câdûlık makamına erişmiş biri olarak söyledikleriniz pek bir iyi niyetli hanımefendi.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Büyücü düşmanı
– Büyücü öldüren
– Sihirbaz öldürücü
Cümle içinde kullanımı: “Câdû-keş mesleğini kendi kendine biçmiş, sözde bu görevin Allah tarafından kendisine lütfedildiğini düşünüyor.”
– Yapmak istediği bir şeyi, bir engel sebebiyle yapamaz durumda olmak.
– Eli kolu bağlı olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elimin ayağımın bağlı olmasıyla her şey ters yönde hareket ediyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Büyücü
– Sihirbaz
– Afsuncu
– Bağıcı
– Büyü yapan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Câdû-ger olanlardan Allah muhafaza etsin bizi, kem gözlerden kötü sözlerden sakınsın.”
– O, buna saldırıyorsa, vuruyorsa bunun eli yok mu? Elbette sille, tokatla karşılık verecek.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin elin armut mu devşiriyor vursana sende.”
– İstediği zaman kullanabileceği yerde, durum altında olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Elimin altında olduğu sürece her şey dört dörtlük ilerliyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-câdû+Arapça-fenn
– Büyücü
– Sihirbaz
– Afsuncu
– Bağıcı
Cümle içinde kullanımı: “Câdû-fen anılır, kara büyülerle insanların arasını bozmaya çalışırmış.”
– Kazancı geçimini sağlayacak kadar yüksek olmamak.
– Kazancı geçimini karşılamayacak kadar az olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Eli ağzına yetmiyordu aldığı üç kuruş maaşla.”