Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Elbiselik
– Uşak
– Hizmetçi maaşı
– Erkek hizmetçi
Cümle içinde kullanımı: “Câmegî alan görevliler bu ay sorun çıkarmadan çalışır umarım.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Elbiselik
– Uşak
– Hizmetçi maaşı
– Erkek hizmetçi
Cümle içinde kullanımı: “Câmegî alan görevliler bu ay sorun çıkarmadan çalışır umarım.”
– Yabancı olan kişi, kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” El oğlu gelip kızımızı kandırıp bize küstürdü.”
– Çok belirgin.
– Çok açık.
– Çok net.
Cümle içinde kullanımı: ” Bana anlattıkların hiç elle tutulur, gözle görünür şey değildi.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Vestiyer
– Elbiselik
– Giysilik
– Elbiselerin muhafaza edildiği yer
– Askılık
Cümle içinde kullanımı: “Câme-dâr içerisindeki muntazam dizili kıyafetlerden sarı renkli olanı eline aldı.”
– Ellerini yukarı doğru kaldırarak teslim olma hamlesi.
Cümle içinde kullanımı: ” Polisin silahı ona doğrultmasıyla ellerini yukarı kaldırması bir olmuştu.”
– Başkalarının işine koşup, yakınlarına yardımcı olmaz, daha çok sıkıntı ve üzüntü verir.
Cümle içinde kullanımı: ” Ailesine ne kadar kötü davranıyorsun, dışardakilere ise dünyanın en iyi insanı bu yaptığına eller iyisi, evler ağısı denir.”
– Ellerini sert ve ağır işlerde uzun süre kullanmasından ötürü oluşmuş şey.
Cümle içinde kullanımı: ” Yılların verdiği yorgunluğu da en çok ellerinin nasır bağlamasından anlaşılıyor.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Dolap
– Elbiselik
– Eşya koyulan kapaklı mobilya
– Giysilik
Cümle içinde kullanımı: “Nostaljik bir değere sahip olan antika câme-dân yüksek bir fiyata alıcı bulabildi.”
Kelime Kökeni: Farsça-tamlama
– Kefen
– Yakasız mintan
– Yakasız gömlek
– Gömülmeden önce ölüyü sardıkları beyaz renkteki kumaş
Cümle içinde kullanımı: “İstersen dünya kadar büyük bir kibre sahip ol, sonunda seni saracak tek şey câme-i fenâ olacaktır.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Üste giyilen gömlek
– Gömlek tarzı bir tür giysi
– Libas
– Giysi
Cümle içinde kullanımı: “Üstüne giydiği mor câme öyle parlak öyle göz alıcı duruyordu ki hepimiz bir an için ona baktık.”