– Güldürmek ya da kızmasına sebep olmaktan tedirgin etmek adına bir kimseye elle yapılan ilişme.
Cümle içinde kullanımı: ” El şakalarından hoşlanmadığımı bilmene rağmen inatla hala yapıyor oluşuna çok sinirleniyorum.”
– Güldürmek ya da kızmasına sebep olmaktan tedirgin etmek adına bir kimseye elle yapılan ilişme.
Cümle içinde kullanımı: ” El şakalarından hoşlanmadığımı bilmene rağmen inatla hala yapıyor oluşuna çok sinirleniyorum.”
– Yapmaya başlamamayı seçmek.
– Dokunur olmamak.
– El vurmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” El sürmediğin onca iş varken yeni bir işe daha atılman garip.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Çamaşırcı
– Para karşılığında başkalarının giysilerini yıkayan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Büyük annemiz evlatlarını câme-şûy yaparak büyütüp okutmuş.”
– Yaklaşmak istemek.
– El uzatmak.
Cümle içinde kullanımı: ” El sunmuştum yanına gelmek için ama galiba istememişsin.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Çamaşırcı
– Çamaşır yıkayan kimse
– Ücret karşılığı başkalarının giysilerini yıkayan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Câme-şûr mesleğini yapıp zenginlerin kirlilerini beyazlatıyor.”
– Selamlaşmak adına bir kimsenin elini tutmak.
Cümle içinde kullanımı: “Elini sıkmak adına elimi uzatmıştım ama o elini uzatmaya tenezzül etmemişti.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Elbise dolabı
– Giysi asılan mobilya
– Elbiselik
– Giysilik
Cümle içinde kullanımı: “Câme-hâne de bulunan eski püskü kıyafetleri nasıl değerlendireceğimizi buldum.”
– Hürmet edilen bir kişi karşısında el kavuşturup ayakta beklemek, durmak.
– Saygı gösterir olmak.
– Divan durmak.
Cümle içinde kullanımı: ” El pençe divan durur hale gelmiştik mekana onun gelmesiyle.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Yatak
– Yatak odası
– Döşek
– Şilte
Cümle içinde kullanımı: “Câme-hâba serilirken çıkmaz sokakların dönemindeki bakışları karanlığı kovalıyordu.”
– Bir kişi karşısında saygılı durum takınıp, alıp buyruk beklemek.
– Ne yapacağını, neye karar vereceğini, ne söyleyeceğine bilememek.
Cümle içinde kullanımı: ” El ovuşturup tip tip bana bakıyordu.”