Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Sultanların yaptırdığı cami
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı döneminde sultanlar tarafından yapılan ilk Câmi-i Selâtîn cami Bursa’da ki Ulu Camii’dir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Sultanların yaptırdığı cami
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı döneminde sultanlar tarafından yapılan ilk Câmi-i Selâtîn cami Bursa’da ki Ulu Camii’dir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Büyükcami
– Ayasofya-i Kebir Cami-i
Cümle içinde kullanımı: “Câmi-i Kebîr olan Ayasofya camisi hala müze olarak bilinmektedir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Kur’ân toplayan
– Hz. Osman
Cümle içinde kullanımı: “Câmi-i Kur’ân olarak anılan Hz. Osman dört büyük halifeden birisi olup cennetle müjdelenmiş sahabelerden biridir.”
– Dokunmak.
– Almaya kalkışmak, çalışmak.
– Yardım etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” El uzatırcasına gelmişti yanıma ama beni kandırmıştı.”
– Önemli, mühim iş yapan kimsenin küçük işlerde kullandığı yardımcı.
– Yapılmakta olan işte kullanılan alet, aygıt.
Cümle içinde kullanımı: ” El ulağı olmakta böyle bir şeymiş öğrenmiş olduk.”
– Çok az miktarda vermek.
– Analık eliyle vermek.
Cümle içinde kullanımı: “El ucuyla vermiştin resmen yemeği bunla insan nasıl doyar?”
Kelime Kökeni: Arapça-cem
– Derleyen
– Birleştirici
– İhata eden
– Toplayıcı
– İçinde bulunduran
– Müslümanların ibadet ettiği yer
– Namaz kılınan ibadethane
Cümle içinde kullanımı: “Câmi eşrafından Mustafa efendi bu bayramda tüm yoksul ailelere birer koyun gönderdi.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Cam imalathanesi
– Camcı dükkanı
– Cam fabrikası
Cümle içinde kullanımı: “Câm-hâne üretiminde çalışan zavallıcık yüksek ateş yüzünden kollarını yakmış.”
Kelime Kökeni: Ad
– Haris
– Tamahkâr
– Aç gözlü
– Tokgözlü karşıtı
– Tamah eden
Cümle içinde kullanımı: “Eskiden beridir böyle cam göz biriydi hep kendi çıkarlarını düşünürdü.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yeşile çalan mavi renk
– Yeşil ve mavi renginin karışımı
– Safir rengi
Cümle içinde kullanımı: “Cam göbeği rengi gözlerine bakmaya doyamam ki!”