– Basma olmayıp yazma olan kitap benzeri şeyler.
Cümle içinde kullanımı: ” El yazması kitaplarla dolu bir eve sahiptin resmen.”
– Basma olmayıp yazma olan kitap benzeri şeyler.
Cümle içinde kullanımı: ” El yazması kitaplarla dolu bir eve sahiptin resmen.”
Kelime Kökeni: Ad
– Camlı çerçevelerle bölünmüş yer
– Sera
– Kışın çiçeklerin korunduğu yer
– Limonluk
– Camlı bölme
– Camekan
– Sergen
Cümle içinde kullanımı: “Camlık içinde açmaya mecbur bırakılan bir papatya gibiydi soluk yaprakları güneşe hasretti.”
– Bir kimsenin kendi eliyle not ettiği, yazdığı.
Cümle içinde kullanımı: ” El yazısıyla yazdığı ufak tefek kağıtları etrafa yaymış, ufak tefek sürprizler hazırlamıştı.”
– Eli işe alışmış, iyice o işi kavramış, bilmiş olma durumu.
– Eli yatkın.
Cümle içinde kullanımı: ” El yatkınlığın var çok belli, bunu kullanmamız gerek.”
Kelime Kökeni: Arapça-cümûd, çoğul biçimi cevâmid
– Donmuş
– Donuk
– Cansız
– Fersiz
Cümle içinde kullanımı: “Câmid korkularından çıkınca yanına çökmüş beni bulacak, yalan sevişmelerden usanacak.”
– Kendi yaşadığı ülkede, ülkeye delen yabancılardan daha aşağı olarak görünmek.
– Yabancılar bizden üstün görülüyor, tutuluyor.
Cümle içinde kullanımı: ” El yahşi biz yaman, el buğday biz samandık bu ülkede resmen.”
– Uğraştığı, uğraş olduğu bir işi kesin olarak bırakmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Patronuyla yaptığı son toplantının ardından elini vurup eteğini silkerek odadan ayrıldı.”
– Yapmaya başlamamayı seçmek.
– Dokunur olmamak.
– El sürmemek.
Cümle içinde kullanımı: ” El vurmamaya yemin etmiş gibi yerinden kalkmıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-câmî sözünün müennes dişil biçimi
– Zümre
– Bir düşüncenin bir zihniyetin bir takımın etrafında toplanan topluluk
– Takım
– Topluluk
Cümle içinde kullanımı: “Câmi’a içerisindeki nahoş davranışlarının müsebbibi tabi ki kendisidir. “
– Bir kimseye çok sevgi, veya saygı gösterir olmak.
– Ellerde gezmek.
Cümle içinde kullanımı: ” El üstünde tutulmuşsun çok belli oluyor.”