– Eskiden sevdiği, ilk sevdiği kimse.
– İlk göz ağrısı.
Cümle içinde kullanımı: ” Eski göz ağrısını gördüğünde gözleri dolmuştu.”
– Eskiden sevdiği, ilk sevdiği kimse.
– İlk göz ağrısı.
Cümle içinde kullanımı: ” Eski göz ağrısını gördüğünde gözleri dolmuştu.”
– Tartışması yapılmış, sonlanmamış olayları yeniden ortaya döker olmak.
– Eski defterleri karıştırmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Şimdi ne gerek vardı eski defterleri yoklamaya?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad,sıfat
– Akrobat
– At eğitmede usta
– At alıp satmakla uğraşan kimse
– Rismanbaz
– Cambaz
Cümle içinde kullanımı: “Cân-bâz gibi ortalarda oyunlar oynayarak günün gün ederek geçiriyor.”
– Eski durumlar tamamıyla farklılaştı, değişti.
– Köprünün altında çok sular aktı.
Cümle içinde kullanımı: ” Eski çamlar bardak oldu sen hala geçmişten bahsediyorsun.”
– Bu yılın turfandasını yiyoruz.
– Yaşlı bir kişiye ve eski bir topluluğa uygulanan bir yenilik.
– Eski köye yeni adet.
– Eski ağza yeni kaşık.
Cümle içinde kullanımı: ” Eski ağza yeni taam bize uymayacak şey bunlar.”
Kelime Kökeni: Farsça- ad
– Can cana katan
– Sevgili
– Tanrı
– Allah
– Hayat bağışlayan
– Can veren sevgili
Cümle içinde kullanımı: “Cân-bahş bir sevgili ise dudaklarımdaki çatlakların tamiri gülümsemesidir. “
– Bağırıp çağırmak, öfke, sinir ile fena laflar etmek söylemek.
– Esip yağmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Esip savurmaktansa biraz oturup konuşsaydık.”
– Sözleri arasında o konuya dokunmamak, o konu hakkında bir şey söylemeden sözlerini sonlandırmak.
– Meskût geçmek.
Cümle içinde kullanımı: “Bazı konuları es geçmemiz gerekiyordu.”
– Bağırıp çağırır ama, biraz sonra öfkesi azalır, geçer; ceza vermez, cezalandırmaz.
– Bol keseden vaatte bulunur, havadan sudan atar ama bir şey vermez ve yapmaz.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar gürledi ama yine eser ama yağmaz, susar köşesine geçer.”
– Doğru ve gerçek olmayıp; uydurma, yalan, asılsız olmak.
– Aslı astarı olmamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Esası olmamasına rağmen bu konuda inatla beni suçlayıp duruyorsun.”