Kelime Kökeni: Arapça
– Pek iri ve büyük, çok iri ve kaba, kocaman, dev gibi
Cümle içinde kullanımı: ” Pörtlek gözleri lenduha vücuduyla masallardaki dev yaratıkları andıran bir görünüme sahipt. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Pek iri ve büyük, çok iri ve kaba, kocaman, dev gibi
Cümle içinde kullanımı: ” Pörtlek gözleri lenduha vücuduyla masallardaki dev yaratıkları andıran bir görünüme sahipt. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Salına salına yürüme, edalı tavır takınma, naz ve cilve ile salınma, edalı yürüme
Cümle içinde kullanımı: ” Karşından bir yürüyüşü bir lenci var ki sanırsın padişahın nazlı gelini .”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kaş göz işareti, kaş ve gözle işaret etmek
Cümle içinde kullanımı: “Derman beyimin bir lemzesinden bana ne anlatmak istediğini anlardım. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ebedilik, bakilik, kalıcılık, devamlılık, zeval bulmazlık
Cümle içinde kullanımı: “Eebiyatta lem-yezelî bir yer edinmek istiyorsan senden önceki yazar ve şairlerin neler yaşadığını cahillikle nasıl bir savaş verdiklerini bilmelisin. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yok olmaz, baki, ebedi, kalıcı, daimi olan, zail olmaz, zeval bulmaz
– Allah’ın sıfatlarından biri
Cümle içinde kullanım: “Lem-yezel sıfatı sadece Allah’a aittir, bizler gelip geçiciyiz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Bir cisme nesneye dokunmaktan oluşan duygu
– Bir madene parmakla dokunmaktan oluşan hissiyat
Cümle içinde kullanımı: “El yapımı bu aletlere elimi sürdüğümde lemsiyyet hissiyatım sürekli artıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Dokunma ile ilgili, dokunma duygusu ile ilgili
– Müteallik
Cümle içinde kullanımı: ” Lemsî ile görmek arasında fark var, dokunmak ve duymak arasında olduğu. “
Kelime Kökeni: Arapça
– El ile dokunup duyma, ellemek, dokunmak, dokunma ile duyulan, yapışmak
– Beş duyudan biri, dokunma duyusu
Cümle içinde kullanımı: “Gözleri köreldiğinden beridir anca lems ile çevresini tanıyabiliyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Gözün açılışındaki ilk bakış
– Gözün dünyayı ilk görüşü
Cümle içinde kullanımı: “Yavrum aç gözlerini, lemha-i iftitâh et de gör anacığını.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Göz açıp kapayıncaya kadar geçen zaman, pek az zaman, saniyelik süre
Cümle içinde kullanımı: “Lemha-i basar kadar bir vakitle hüznümle kederimden kurtuldum. “