Kelime Kökeni: Arapça
– Akar, gelir getiren emlak, kiralanan taşınmazlar
– Verimsizlik, kısırlık, ahmaklık, yararsız, sonuçsuz
Cümle içinde kullanımı: ” Bu sülalede ki tüm kadınlar akaret olduğundan mıdır nedir hiç erkek çocuk doğmuyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Akar, gelir getiren emlak, kiralanan taşınmazlar
– Verimsizlik, kısırlık, ahmaklık, yararsız, sonuçsuz
Cümle içinde kullanımı: ” Bu sülalede ki tüm kadınlar akaret olduğundan mıdır nedir hiç erkek çocuk doğmuyor. “
Kelime Kökeni: Arapça-akârât çoğul biçimi
– Akabilen, akıp geçen, akma özelliğine sahip olan
– İslâm hukukunda gelir getiren taşınmaz mallar ve arazi
– Ev, dükkan, arsa, bağ, bahçe, tarla gibi kiraya verilen taşınmazlar
Cümle içinde kullanımı: ” Dededen kalan akarı satıp savmamış olsaydı şimdi herkesin ağası paşasıydı. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Hristiyanların ‘eb, ibn ve rûhu’l-kudüs’ten oluştuğuna inandıkları üç kutsal değer
Cümle içinde kullanımı: ” Hristiyanların inancındaki akanîm-i selase olarak adlandırdıkları değerler; temiz ruh, bereket ruhu, mukaddes ruh anlamlarına gelen Rûhulkudüs’tür. “
Kelime Kökeni: Arapça-uknûm çoğul biçimi
– Asıllar, kökler, temeller
Cümle içinde kullanımı: ” Türklerin akanîmi Göktürklere değin dayanmakta olup binlerce yıldır varlığını sürdürmek olan bir ırktır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Azınlık
– Ekaliyyet
– Çoğunluk karşıtı
Cümle içinde kullanımı: ” Osmanlı imparatorluğu geçmişinde sayısız akaliyyete ev sahipliği yapmış bir devlet olarak itibarını her zaman korumuştur. “
Kelime Kökeni: Arapça-ıklîm
– İklimler, ekalim
– Ülkeler, diyarlar
Cümle içinde kullanımı: ” Ab-ı hayat akalim üzerine kurulmuş cennetin en güzel tasviridir. “
Kelime Kökeni: Ad
– Saltanat sancağı
– Osmanlıda saltanat bayrağı, saltanat livası
Cümle içinde kullanımı: ” Osmanlı devletinde ak alem padişahın en büyük şehzadesine sunulurdu. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Çok akıllı, çok zeki
– Pek az, çok az, azıcık
– Kırmızı ve ak
Cümle içinde kullanımı: ” Hüsam’ın küçük yumurcak a’kal, ele avuca sığmayan bir oğlandı ne zaman büyüdü bu kadar. “
Kelime Kökeni: Arapça-akîm çoğul biçimi
– Verimsizlikler, sonuçsuzluklar
Cümle içinde kullanımı: ” Bahtsız insanı akaim, içine çöken sıkıntılar çökertir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Dinî inançlar
– Dinin esasları ve temelleri
– İmanın esasları, dini akideler, dini itikatlar
Cümle içinde kullanımı: “Akâid-i diniyenin bize ön gördüğü şekilde İslamı hakkını vererek yaşamak lazımdır.”