Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– İşin sonunda, nihayetinde, bir işin neticesi
Cümle içinde kullanımı: ” Akıbetü’l-emr vakıf olur ki bizler çalışmanın gayretiyle dünya elinde yaşayabiliriz. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– İşin sonunda, nihayetinde, bir işin neticesi
Cümle içinde kullanımı: ” Akıbetü’l-emr vakıf olur ki bizler çalışmanın gayretiyle dünya elinde yaşayabiliriz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kahredici, pek zalim, çok kahreden, çok perişan eden
Cümle içinde kullanımı:” Akher acılarla boğuşuyor, Allah’a sığınarak güzel günleri özlüyordum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Akitle ilgili, anlaşmaya bağlı, sözleşmeye ilişkin
– Sözleşmeli, sözleşimsel
Cümle içinde kullanımı: ” Yapılan akdî neyi kapsıyorsa bizim önceliğimiz bu yöndedir. ”
Akd etmek/eylemek
– Düzenlemek, bağlamak
– (antlaşma) imzalanmak, sözleşme imzalamak
Cümle içinde kullanımı: “Şirketler arası akdedilen anlaşma gereğince çalışanlar birbiriyle iş paylaşımında bulunabilir. “
Kelime Kökeni: Arapça-kuddîs
– Pek kutsal, en mukaddes, pek kudsi
Cümle içinde kullanımı: ” Kur’an-ı Kerim bizim akdes yol göstericimizdir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Daha önce, yakında, evvelce, önceleri
Cümle içinde kullanımı: ” Akdemce bizim buralarda buğday tarlaları sarı başlarını verip güneşe selam dururdu, şimdi kıtlık her yeri sardı.”
Kelime Kökeni: Arapça-kadîm
– Daha önceki, daha evvelki
– Daha ileri, daha önemli, çok mühim
Cümle içinde kullanımı: ” Eski akdem kışları hatırlasana, çatısını onarılmamış evimizde titreşerek otururduk.”
Kelime Kökeni: Arapça-kader çoğul biçimi
– Kudretler, değerler, iktidarlar, güçler
Cümle içinde kullanımı: “Akdâra muktedir olan devletler halkı için yaşamalı, milletinin refahı için çalışmalıdır. “
Kelime Kökeni: Arapça-akadih çoğul biçimi
– Kadehler, içkinin koyulduğu bardaklar
Cümle içinde kullanımı: ” Meyhanenin duvarları üstü üstüme gelirken ey Saki, doldur hadi akdahları!”
Kelime Kökeni: Ad
– Beyazımsı, beyaz renkte, çok beyaz
– Akçe, gümüş sikke
– Temizce, lekesiz, arı, pak
Cümle içinde kullanımı: ” Akça pakça ellerinde tuttuğu tepsiyi misafirlerine sunarken yüzünde hafif bir tebessüm vardı.”