Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Hareketli akıl
– Cebrail, Peygamberlere vahiy getirmekle görevli dört büyük melekten biri
Cümle içinde kullanımı: “Peygamber efendimize akl-ı fa’âlin getirdiği ilk emir, ilk vahiy ‘Oku’dur. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Hareketli akıl
– Cebrail, Peygamberlere vahiy getirmekle görevli dört büyük melekten biri
Cümle içinde kullanımı: “Peygamber efendimize akl-ı fa’âlin getirdiği ilk emir, ilk vahiy ‘Oku’dur. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Yaradılışla ilgili olan akıl ve zeka
– Allah, Cenab-ı Hak
– Akıllı, her şeyi bilir geçinen kişi
– İl akıl, hılkî ve cibilli akıl
Cümle içinde kullanımı: ” Dışarıdan izleyen birisi akl-ı evvel birine benzetecek ağabeyini. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– İnsan aklı
– İnsanın bireysel aklı ve şuuru
– Akl-ı ma’âş
Cümle içinde kullanımı: ” Akl-ı cüz ne boyutta olursa olsun kolektif aklı olan külli akla yetişemez. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– İnsan aklı, insan aklının ereceği iş, insan aklının yapacağı iş
– İnsan düşüncesi, insan zihni
Cümle içinde kullanımı: “Akl-ı beşerini kullanmayan kendisini hayvandan ayrı tutmasın azizim.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Ergin olma durumu, yetişkin çağına gelmiş çocuk
– On beş yaşını geçmiş genç
– Ergenlik, ergin, reşit
Cümle içinde kullanımı: ” Akli baliğ çağına geldiğinde kendi kararını verip yaşayacağın şehri sen seçersin.”
Kelime Kökeni: Arapça-akl, ukûl çoğul biçimi
– İnsana özgü olan düşünme ve anlama yetisi, zihin, us
– Anlama, kavrama, fehim, idrak, zeka, feraset, anlayış
– Düşünce, tefekkür, mülahaza, fikir, kanı
– Öğüt, nasihat, salık, tavsiye
– Hafıza, bellek, öğrenilenleri saklama gücü
– Aklı
Cümle içinde kullanımı: ” İnsana verilen en büyük hediye akıl gücüdür, olup biteni anlama yetisidir. “
Kelime Kökeni: Ad
– Akıtmak işi veya durumu
– Dökme, aktarılan
– Atların alınlarında veya burunlarında bulunan beyaz leke
Cümle içinde kullanımı: ” Pekmezi şişelere doldururken akıdma dikkat ediver emi.”
Kelime Kökeni: Arapça-avâkıd çoğul biçimi
– Bir sözleşmeyi imzalayanlardan her biri, sözleşme tarafları
– Aralarında akid imzalayan kişilerden her biri
Cümle içinde kullanımı: ” Akid olan kişiden biri sözleşmenin karşılıklı olarak feshini isteyebilir. “
Kelime Kökeni: Arapça-âkıbet+Farça-endîş
– Her işin sonunu önceden düşünme, sonucu düşünmek, gelecek düşüncesi
– İstikbalini düşünme, akıbetini düşünmek, gelecek endişesi
Cümle içinde kullanımı: ” Akıbet-endiş ede ede henüz gelmemiş yarınların izinde kendimi yoruyorum. “
Kelime Kökeni: Arapça-âkıbet+Farsça-bîn
– Uzağı görebilen, her işin sonunu önceden gören, ileri görüşlü, daha sonra olabilecekleri gören
Cümle içinde kullanımı: “Bu garabetten ancak akıbetbin olan sıyrılıp kurtulacak bundan eminim.”