Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– İnsanlık alemi, insanların yaşadığı dünya
Cümle içinde kullanımı: “Biz Ademoğulları âlem-i beşer de yaptıklarımızın hesabını öbür dünyada vereceğiz. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– İnsanlık alemi, insanların yaşadığı dünya
Cümle içinde kullanımı: “Biz Ademoğulları âlem-i beşer de yaptıklarımızın hesabını öbür dünyada vereceğiz. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Görünmeyen alem, gizli alem, iç alem
– Âlem-i zâhir karşıtı
Cümle içinde kullanımı: ” Gözlerimiz âlem-i bâtını görecek nitelikte yaratılmamıştır, bizler ancak yeryüzünü görmekle mükellef tutulduk.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Ulvi alem, yüce alem
Cümle içinde kullanımı: ” Âlem-i a’lâ biz günahkar insanoğlu için değil melekler için yaratılmıştır.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– İçki meclisi, içki alemi
– Bezm
Cümle içinde kullanımı: ” Şarabın yoldaşlığı anca âlem-i âb ile bizleri birleştirdi, kadehler bizler ve ırkımız için kalktı.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Hz. Muhammed’in sancağı, livâü’l-hamd
Cümle içinde kullanımı: “Bir mümin olarak tek dileğim alem-i nebevî altına girebilmektir. “
Kelime Kökeni: Arapça-a’lâm çoğul biçimi
– Nişan, iz, damga
– Bayrak, sancak, liva
– Minarenin tepesinde bulunan ay, ayyıldız
– Evren, yeryüzü ve gökyüzünün bulunduğu bir bütün
– Başkaları, çevre, herkes
Cümle içinde kullanımı: ” Cümle alem ne der korkusuyla, çekintisiyle hayatımı idame etmeyeceğim.”
Kelime Kökeni: Zarf
– Usulüne uygun biçimde, yolunca yordamınca, kurala uygun şekilde, adetlere göre
Cümle içinde kullanımı: “Ale’l-usûl gerektiğince gider kızı ailesinden Allah’ın izniyle isteriz oğlum bu ne acele?”
Kelime Kökeni: Zarf
– Genellikle, genel olarak, herkese ait, umuma ait
Cümle içinde kullanımı: ” Heyetimiz ale’l-umûm yoksul talebelerin yetiştirilmesi ve okutulması amacıyla faaliyet göstermektedir. “
Kelime Kökeni: Zarf
– Düzenlice , düzenli olarak, sırasıyla, tertipli olarak muntazam olarak
Cümle içinde kullanımı: “Askerlerin tepelerdeki ale’t-tertib yerleşmesi sayesinde köylerimize eşkiya uğraşamaz oldu.”
Kelime Kökeni: Zarf
– İnceleme yoluyla, besbelli, hakikat üzerine, kati surette, anlaşıldığına göre
Cümle içinde kullanımı: ” Görünen o ki ale’t-tahkîk ile hakkında ki iftiralardan kurtulamayacak. “