Kelime Kökeni: Arapça-âlî+Farsça-baht
– Talihi olan, şanslı, bahtlı, mutlu
– Kara talih karşıtı
Cümle içinde kullanımı: ” Kardeşimin âli bahtı her zaman işlerinin yolunda gitmesine neden olmuştur, bu sebeple onu hiç kıskanmadım kader işte.”
Kelime Kökeni: Arapça-âlî+Farsça-baht
– Talihi olan, şanslı, bahtlı, mutlu
– Kara talih karşıtı
Cümle içinde kullanımı: ” Kardeşimin âli bahtı her zaman işlerinin yolunda gitmesine neden olmuştur, bu sebeple onu hiç kıskanmadım kader işte.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Aletle ilgili, alete özgü
– Yemin eden, söz veren
– Yüksekte, yüce, ulu, ulvi
– Kadri yüksek, paha biçilmez
– Onurlu, şerefli, gururlu
– Bülent
– Hz. Ali’nin adından, erkek ismi
– Esmâ’ü’l-hüsnâ
– Kudreti yüce, kadri büyük
Cümle içinde kullanımı: “Beşikte kalan son oğlumun adının Ali olmasını isterim, adı gibi büyük ve onurlu biri olsun.”
Deyim
– Hayatında hiç namaz kılmamış, ibadet etmeyen kişi
Cümle içinde kullanımı: ” Boşunuza nefesinizi tüketmeyin alnı secdeye değmemiş birinin lafıyla ticarette ortak olmam.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kaşın üstünden saça kadar olan çıplaklık, cebîn, nasiye
– Her şeyin ön ciheti, ön yüz
– Karşı, ön
– Cephe, ön taraf, alnaç
Cümle içinde kullanımı: ” Alnı ile kaşı arasında kalan derin bir yara izine sahipti, yüzüne baktıkça ürküyordum”
Kelime Kökeni: Türkçe-alım+Farsça-kâr
– Almaya istekli, hevesli, almaya gönüllü olan
– Alma niyeti olan kişi
Cümle içinde kullanımı: ” Alımkar olduğum evi benim verdiğim fiyatın iki katına yabancı uyruklu birine satmışlar. “
Kelime Kökeni: Sıfat
– Alan, satın alan müşteri, talip
– Avını kaçırmayan, avcı, avcı kuş, atmaca
– Almaç
– Elektrik akımını başka bir güce çevirmeye yaratan aygıt
– Azrail
– Kamera, video
– Görüntüleri film şeridi üzerine kaydeden aygıt, cihaz
Cümle içinde kullanımı: ” Babamın arabasını satışa çıkarttık en iyi fiyatı veren alıcıya satıp yeni bir araba almayı düşünüyoruz. “
Kelime Kökeni: Sıfat
– Koyu parlak pembe, al renkte olan
– Gün ve doğuşunda kırmızı olan güneş
– Kız bebek ismi
Cümle içinde kullanımı: “Algün kızım bu gece kandilleri yakma, köye eşkiya inecek diyorlar. “
Kelime Kökeni: Arapça+Farsça
– Allık, kadınların yanaklarına sürdükleri al boya, al renkte
– Serap
– Kırmızı
Cümle içinde kullanımı: ” Yanaklarına serpiştirmiş algûne, bakıversen gül bahçesi sanırsın.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Deli, aklı gitmiş kimse, meczup, mecnun
Cümle içinde kullanımı: “Zavallı genç algun olmuş dolaşıp duruyor etrafta, üstü başı kirden görünmüyor.”
Kelime Kökeni: ad
– Dua, yakarış
– Övgü
– Geçmişleri hayırla yad etmek
– Bir törende veya gösteride yaşasın diye el çırpmak, alkış
Cümle içinde kullanımı: ” Göklerin ve yerlerin tanrısına edilen algışın yağmur yağdıracağına inanırlar. “