Kelime Kökeni: Arapça
– Direk, sütuni kolon
– Dikey, ufkî karşıtı, dik
Cümle içinde kullanılan: ” Kerestelerden yapılmış amûdlar bahçenin kenarlarını çevreliyor, telle çevireceklermiş etrafını.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Direk, sütuni kolon
– Dikey, ufkî karşıtı, dik
Cümle içinde kullanılan: ” Kerestelerden yapılmış amûdlar bahçenin kenarlarını çevreliyor, telle çevireceklermiş etrafını.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Herkesin önünde, açıkça, alenen
– Umumi olan, herkese ait olarak, gizlemeden, açıktan
Cümle içinde kullanımı: ” Âmmeten yüzümüze baka baka dalga geçiyor ve bizi ayakta üstü kandırmaya çalışıyordu!”
Kelime Kökeni: Ad
– Kur’ân-ı Kerim’in 78. sureden son suresine kadar olan bölüm
– En son cüz
– Amme suresiyle başlayan son cüz
Cümle içinde kullanımı: ” Şükür ki Amme Cüz’üne gelebildim, içim nasıl bir rahatlıkla dolu anlatamam.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Devlet veya hükümet idaresi altında bulunan halk, ra’iyyet
– Hükümdar idaresinde bulunanlar
Cümle içinde kullanımı: “Saltanatlık âmme-i nâs yönetimlerden birisidir, halk tamamıyla padişahın yönetimi altındadır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Halk, kamu
– Herkes, bütün
– Belli bir bölgede yaşayan insanların bütünü
Cümle içinde kullanımı: ” Âmme hizmeti yapmıyoruz burada bayım, hizmetimizin karşılığı ne ise ödeyeceksiniz!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ancak bununla birlikte, ne var ki, buna ek olarak
– Sonuç itibariyle
Cümle içinde kullanımı: ” Tiyatrocular eseri sahneye olduğu gibi aktarırlar ammâ velâkin doğaçlamayla kendi imzalarını da eklemeyi ihmal etmezler. “
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Gelelim maksadımıza anlamında olan ve yazma eserlerde esas maksadı içeren bölümün başlığı
– Fasl-ı hitab
Cümle içinde kullanımı: ” Şaire ait olan divanda Fasl-ı hitab bölümüne ammâ ba’dü ile başlanır, asıl içeriği barındırır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Lakin, fakat, ne var ki
– Gel gelelim, gelince, kaldı ki
– Ama
– Ancak
Cümle içinde kullanımı: ” Amma konuştun bu oğlum alacak mısın almayacak mısın onu söyle yeter!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yaşlılık, yaşlı olma durumu
– Senilite
– Kır saçlı
Cümle içinde kullanımı: ” Âmîze-mûyî zordur evladım, yamulan bir ağaç dalı gibi belini büküverir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Saçı ve sakalına kır düşmüş kişi
– Yaşlanmış kimse
– Sakalları beyazlamış kimse
Cümle içinde kullanımı: “Yıllar ne çabuk geçti daha dün okula giderken şimdilerde âmîze-mû bir adamım.”