Kelime Kökeni: Arapça-Farsça
– Bir an, lahza
– Güzellik, cazibe, sabahat, melahat alım, yüz güzelliği, cemal
Cümle içinde kullanımı:” Aynaya düşen nur ânı, kalem gibi çizilmiş kaşlarıyla dünya üzerindeki bir melek gibiydi. “
Kelime Kökeni: Arapça-Farsça
– Bir an, lahza
– Güzellik, cazibe, sabahat, melahat alım, yüz güzelliği, cemal
Cümle içinde kullanımı:” Aynaya düşen nur ânı, kalem gibi çizilmiş kaşlarıyla dünya üzerindeki bir melek gibiydi. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Bağışlayıcı olan Allah
– El-afüvv
Cümle içinde kullanımı: ” Âmürz-kâr olana sığın, gönülden tövbe edip karanlık yoldan çık çocuğum.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Bağışlayan, affeden, bağışlayıcı, affetme
Cümle içinde kullanımı: ” Âmürziş olan en büyük mükafatı diğer tarafta alır, affetmek bir erdemdir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Bağışlayan, bağışlayıcı, affeden, vâhib
Cümle içinde kullanımı: “Bizler âmürz olalım ki Yaradan da bizden hoşnut olsun evlatlarım. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Öğretmenlik, öğreticilik, muallimlik
Cümle içinde kullanımı: “Âmûz-kârî mertebesi yüksek bir meslektir, hak edene hakkı olan saygıyı kazandırır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Öğretici, muallim, hoca
Cümle içinde kullanımı: ” En evla âmûz-kâr talebelerini yargılamadan yücelmelerini sağlayan muallimdir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Bilen, öğrenmiş
– Öğreten, talim eden
Cümle içinde kullanımı:“Dünya üzerinde kim ki bir bilgiyi diğerine âmûz etsin, günahlarından çok sevabı artar.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Öğretmenler
– Muallimler, muallimeler
Cümle içinde kullanımı: ” Siz Âmûhtegânlar gelecek nesil sizlerin ellerinde biçimlenecek ve şekil alacaktır. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Öğrenmiş, okumuş
– Öğrenim görmüş
Cümle içinde kullanımı: “Feride hocamız tahsil almış âmûhte bir kızımızdır, eminim ki çocuklarınıza iyi bir öğrenim sunacaktır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Dikine, dik, dikey
– Eğik olmayan
– Birbirine dik olan
Cümle içinde kullanımı: ” Amûdî olarak konulan sütunları güçlendirmek için yapılacak işlemi biliyor musunuz?”