Kelime Kökeni: Bağlaç-Zarf
– Hep, o kadar, öyle, bütün, orada
– Bu biçimde, bu kadar, ora, orası, tam böyle, sonunda, böylelikle
Cümle içinde kullanımı: ” Anca yarın gidip bakabiliriz arızanın ne kadar büyük olduğuna.”
Kelime Kökeni: Bağlaç-Zarf
– Hep, o kadar, öyle, bütün, orada
– Bu biçimde, bu kadar, ora, orası, tam böyle, sonunda, böylelikle
Cümle içinde kullanımı: ” Anca yarın gidip bakabiliriz arızanın ne kadar büyük olduğuna.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yeni oluşmaya başlaya cenin, dölüt, zigot
– Boyu küçük kıymeti ve önemi az adam
Cümle içinde kullanımı: “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yayla çiçeği, ölmez çiçeği
– Güzel kokulu iksir
– Rakı, içki, aslan sütü
Cümle içinde kullanımı: ” Gün gelir çareyi anason kokan anberiyye de arayacak olursan boşa eziyet çekme, alkol derde deva bulamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Anber kokulu
– Amber kokulu
– Hoş ve güzel kokulu
Cümle içinde kullanımı: “Hatırama her gelişinde burnumun direği anberî kokusuyla sızlar durur.”
Kelime Kökeni: Arapça-anber+Farsça-bû
– Anber kokulu, güzel kokulu
– İri taneli Hindistan ve İrân’da yetişen güzel kokulu pirinç
Cümle içinde kullanımı: ” Bizim buralarda yetişmeyen yasemin kokulu Anber-bû pirinci getirttim İran’dan.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ada balığının bağırsağından çıkarılan ve misk gibi kokan madde
– Güzel koku
– Amber
– Kehribar
Cümle içinde kullanımı: ” Sanırsın gerdanına anber sürmüş öyle mi güzel kokar?”
Kelime Kökeni: Ad
– Ambarcı, kilerci
– Gümrük vesaire ambarların korunmasına ve idaresine memur olan kişi
Cümle içinde kullanımı: ” Anbar Emîni olarak gümrük idaresinde bir süreliğine çalışmış hizmet vermiştim.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Anbar memuru, kilerci, ambarcı
Cümle içinde kullanımı: “Anbâr-dâr olan büyük dedem yıllarca sarayda görev yapmış.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Zahire vesaire için yapılan büyük sandık
– Bu maddeleri korumak ve saklamak için yapılan yer, mahzen
– Yeraltı deposu, ambar
Cümle içinde kullanımı: “Köşkün önceki sahiplerin yaptırdıkları eski bir anbârı var, savaş dönemi hem sığınmaya hemde erzak saklama amacıyla kullanılmış.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Zamanlar, anlar
– Çağlar, dönemler, mevsimler
Cümle içinde kullanımı: ” Ânât geçer gider geriye suçla günah, sevapla fedakarlık kalır.”