Kelime Kökeni: Arapça
– Sürü
– Evcil hayvan topluluğu
Cümle içinde kullanımı: ” Sığır arcelesini güden çobanı bu sabah kayalıklarda can vermiş halde buldular. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sürü
– Evcil hayvan topluluğu
Cümle içinde kullanımı: ” Sığır arcelesini güden çobanı bu sabah kayalıklarda can vermiş halde buldular. “
Kelime Kökeni: Arapça-arbede+Farsça-cûyâne
– Bela arayan tarzında
– Kavga çıkarmak ister gibi
Cümle içinde kullanımı: ” Arbede-cûyâne adamın üstüne yürüyen kadın elindeki orağı etrafa sallıyordu. “
Kelime Kökeni: Arapça-arbede+Farsça-cû
– Bela arayan, kavgacı
-Gürültücü, patırtı çıkaran kimse
– Kavga çıkarmayı seven saldırgan kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Rahmetli dedem gençliğinde arbede-cû, kabadayı biri olarak nam salmış. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kavga, patırtı, cidal, münazaa
– Gürültü patırtı, çekişme, dövüş
– Mücadele, kakışma, niza
Cümle içinde kullanımı:”Üniversite öğrencileri arasında çıkan arbede de birkaçı yaralanırken sonunda polis olay yerine müdahale etti.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Ziraat yapıldıkça elde edilen hasattan alınan vergilerin ait olduğu toprak
– Öşür alınan arazi ve topraklar
Cümle içinde kullanımı: “Fetih yapılan topraklar eğer din kardeşlerimize aitse bu araziler arâzî-i öşriyye gözüyle bakılarak vergi alınır gazilere verilmezdi.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Devlet ve hükümet malı olan topraklar
– Hazine toprakları
– Hükümet toprakları
Cümle içinde kullanımı: ” Şu ilerde uzanan boş tarlaları görüyor musun bunların hepsi arâzî-i mülkiyye olarak öylece bomboş duruyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Kutsal topraklar, mukaddes topraklar
– Hicaz
– Mekke ve Medine’nin bulunduğu mıntıka
Cümle içinde kullanımı: “Arâzî-i mübâreke biz Müslümanların mutlaka görmek istedikleri nadide yerdir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Kutlu topraklar, kudsi topraklar, mukaddes yerler
– Mübarek bölgeler
Cümle içinde kullanımı: ” Mekke ve Medine arâzî-i mukaddese topraklarımızdır, ömrüm yeterse bir kez olsun görmeyi dilerim.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Devletin yönetiminde olan topraklar
– Hükümetin tasarrufunda olan topraklar, araziler
– Devlet arazisi
Cümle içinde kullanımı: ” Arâzî-i mîriyye olan bölgelerde kaçak gece kondular türediği için yıkacaklar.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Vakıf toprağı, vakıf arazisi
– Hayır işleri için vakfedilmiş yerler
Cümle içinde kullanımı: ” Bu geniş arazi devlet tarafından arâzî-i mevkûfe edilmiş, annesi babası olmayan çocuklar için büyük bir kurum inşa edilecek.”