Kelime Kökeni: Fransızca
– Matematik, cebiri, riyaziye
Cümle içinde kullanımı: ” Kitap okumayı seven bir çocuk olsa da aritmetik derslerinde hep geride kalıyordu.”
Kelime Kökeni: Fransızca
– Matematik, cebiri, riyaziye
Cümle içinde kullanımı: ” Kitap okumayı seven bir çocuk olsa da aritmetik derslerinde hep geride kalıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Allah’ı hakkıyla tanımış veya kavramış kimse
– İlahi feyzi gören ve bilen kimse
– Veli, mürşid, evliya, ermiş, irşad eden, zat
Cümle içinde kullanımı: ” Ârif-i billâh şahittir ki ben Allah’ın naçizane bir kulu, hak aşığıyım.”
Kelime Kökeni: Arapça-ârifan, avârif çoğul biçimi
– Bilen, bilgi sahibi söz anlar, âgâh
– Alim, bilgin, görgülü
Cümle içinde kullanımı:” Ârife tarif gerekmez derler bilmem anlatabildim mi?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Hint-Avrupa dil ailesinden olan ırk
– Arınmış, soyutlanmış, boş
– Temizlenmiş olan
Cümle içinde kullanımı: ” Kuzey Hindistan’da yaşayan Ârîlerin İran’dan geldikleri ve sonrasında buraya yerleştikleri tarihte yazar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sonradan ortaya çıkan
– Geçici, eğreti
– Belli belirsiz, üstünkörü
Cümle içinde kullanımı:” Ârızî sözlerle beni daha fazla kandırıp oyalamanıza müsaade göstermeyeceğim. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yanak
– Sonradan ortaya çıkan
– Bulaşmış, musallat olan, tasallut eden
– Yapışan, sataşan
Cümle içinde kullanımı: ” Ergen erkek çocuklarına arız edilen toy tavırlar, ani öfke patlamaları normaldir. “
Kelime Kökeni: Ermenice
– Dokuma tezgagındaki ip, argaç, çözgü, atkı
– Kolun dirsekten aşağı kısmı
– Öküz arabasının oku
– Arşın
– Uzunluk ölüçüsü birimi
Cümle içinde kullanımı: ” Yüz arış uzaklığındaki minareyi göremiyor musun işte orada toplanacak cemaat.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Süslenmiş, bezenmiş, donatılmış, güzelleşmiş
Cümle içinde kullanımı: ” Kırmızı güller âreste, sevdim bir yârı gül yanaklı. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Direk
– Keder, acı, dert, tasa, ıstırap
– Yol, tarz
– İdareci, vali, hakim
– Dirsek, kol ile ön kol arasındaki eklem
– Dubara
Cümle içindeki kullanımı: ” Kara delik gibi olan areng bir insanı uçurumun kenarına sürükler ve oradan aşağıya iter.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Arm
– Benekli, alacalı
– Rengarenk
Cümle içinde kullanımı: ” Kozadan yeni çıkan kelebeklerin arem kanatları dünyanın ne kadar renkli bir yer olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.”