Kelime Kökeni: Farsça
– İstekli, hevesli, arzulu
Cümle içinde kullanımı: ” Yeni işine karşı oldukça ârzû-mend görünüyor sabah erkenden gelip başlamış.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İstekli, hevesli, arzulu
Cümle içinde kullanımı: ” Yeni işine karşı oldukça ârzû-mend görünüyor sabah erkenden gelip başlamış.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İstekli, hevesli, arzulu
– Yürekten isteyen kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Sanırım ne kadar saklasam da ârzû-keş halim fark ediliyordu, demek ki o kadar derbederdim.”
Kelime Kökeni: Ad
– Arzuhal yazan kimse veya bu kimsenin mesleği
– Dilekçe yazan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Arzuhâlciye yazdırdığım dilekçeyle mahkeme önünde bekliyordum, kafamda bir türlü çözemediğim sorunlarla.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İstekli, hevesli
– Arzulu, meyilli
– İstek duyan kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Ne kadar huysuzluk çıkarda da içten içten ârzû-dâr olduğunu belli ediyor.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İstemek, özleme, meyil, temenni, heves, talep
– İstek, dilek, arzulama, murat
Cümle içinde kullanımı: ” Keşke her ârzûmuz ve duamız kabul olsaydı ama insan o zaman kıymet bilmmezdi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Bir resmi dairenin en büyük toplantı odası veya salonu
– Padişahın yabancı ülkelerin temsilcileri veya elçileri kabul ettiği oda
Cümle içinde kullanımı: ” Sanki şirkete değilde padişahın sarayına geldik, baksana bizi arz odasına benzeyen bir yerde bekletiyorlar.”
Kelime Kökeni: Arapça-arz+Farsça-nâme
– Başvuru yazısı, dilekçe, arzuhâl, istida
Cümle içinde kullanımı: ” Belediyeye gönderdiğimiz arz-nâmeye geri dönüş yapılmasını bekliyoruz ondan bu beklememiz.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Toprakla, tarlayla ilgili
– Toprakta yetişen
– Arazide yetişen
Cümle içinde kullanımı: ” Arziyye de yetişen domatesle serada yetişen domatesin tadı aynı olur mu hiç?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yer bilimi
– Jeoloji
– Yapı kütlelerini inceleyen bilim dalı
Cümle içinde kullanımı: ” Dünyanın bu zamana kadar geçirdiği değişimi ve oluşumu arziyyât ile ilgilenen şahsiyetler inceler.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Arzlar, topraklar, yerler
Cümle içinde kullanımı: “Babadan kalan tüm arzîn mal meşat ne varsa sattım savdım kimse bir şey diyemez.”