Kelime Kökeni: Farsça
– Züğürt
– Elindekini avucundakini satıp savuran
– İflas eden kimse
– Meteliksiz kalan
Cümle içinde kullanımı:” Gençliğinin kıymetini biraz bilip tutumlu olsaydı şimdi bâd-bedest dolanmazdı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Züğürt
– Elindekini avucundakini satıp savuran
– İflas eden kimse
– Meteliksiz kalan
Cümle içinde kullanımı:” Gençliğinin kıymetini biraz bilip tutumlu olsaydı şimdi bâd-bedest dolanmazdı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yelpaze
– Sallandığında hava akımına neden olan, serinlemek amacıyla kullanılan taşınabilir araç
Cümle içinde kullanımı:” Bâd-bâzını gözlerinin önüne düşürüp kısık bakışlarıyla etrafı süzen bir kızdı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Gemilerdeki rüzgarlık
– Yelpaze
– Hava akımını kullanarak serinletmeye yarayan araç
Cümle içinde kullanımı:” Geminin bâd-bârı kırılmış, dümeni kaçmış ve rotası kaybolmuş gibi görünmüyor mu?”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yeşil yelken
– Gökyüzü
– Gök
– Sema
Cümle içinde kullanımı:” Bâd-bân-ı ahdarı mı karartan yakamoz güzeli, gözlerinde kaybettiğim şefkatimi geri versene.”
Kelime Kökeni:Farsça
– Yelkenli, yelken
– Teknenin diğerine takılarak rüzgar gücünden yararlanarak yol almasını sağlayan şerit kumaşların bütünü
Cümle içinde kullanımı:” Mabedi yerle bir edilmiş kalb, bâd-bân yoksunu bir gemi gibi ıssızlığa yol almakta.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Rüzgarın süpürüp getirdiği nesne, eşya
– Doğu müziğine ait bir ses
– Perviz isimli kahramana rüzgar tarafından getirilen Bizans hazinesi
Cümle içinde kullanımı:” Husrev-i Perviz’e hediye edilen bâd-âverd muhakkak Yaradan tarafından gönderildi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Nazarlık, nazar boncuğu, mavi boncuk
– Kurtçuk
– İpek böceği kurdu
– Et beni
Cümle içinde kullanımı:” Çocuğu sokağa çıkarmadan evvel yakasına bâdâme iliştir mutlaka kızım.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Adaletli davranan kimse
– Adil, adaletli, adilane
Cümle içinde kullanımı:” Bâ-dâd kararlar verip vermediğini ancak vicdanın bilir ona güven.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kuzey rüzgarı
– Kuzey’den esen yel
Cümle içinde kullanımı:“Yönümüzü bâd-ı şimâlî tarafına verip yürümeye devam ettik.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Sabah vakti esen hafif rüzgar
– Seher yeli
Cümle içinde kullanımı:” Güneş doğarken yumuşakça yüzüme dokunan bâd-ı subh değil senin nefesin olmalıydı.”