Kelime Kökeni: Farsça
– Yelpaze
– Bâd-bâr
– Yüzü serinletmek amacıyla sallanan katlanabilir küçük araç
Cümle içinde kullanımı:”Osmanlı kadınlarının kullandıkları Bâd-keş döneminde meşhur olan eşyalardan biriydi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yelpaze
– Bâd-bâr
– Yüzü serinletmek amacıyla sallanan katlanabilir küçük araç
Cümle içinde kullanımı:”Osmanlı kadınlarının kullandıkları Bâd-keş döneminde meşhur olan eşyalardan biriydi.”
Kelime Kökeni: Arapça-bâdiye+Farsça-nişîn
– Çölde veya kırda yaşayan kimse
– Çölde konaklayan kimse
Cümle içinde kullanımı:“Bâdiye-nişîn bir aileyle tanıştım geçimlerini deve güderek sağlıyorlardı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ağaçtan, meşinden veya topraktan yapılma su kabı
– Sahra, beyâban
– Çöl
– Vaha
– Kır, ova
– Çorak bölge
– Kumluk, susuz arazi
Cümle içinde kullanımı:“Bâdiye-peymâ bir seyyah bilinirdi iki lokması varsa muhakkak paylaşırdı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Patlıcan
– Mor renkli bir sebze
Cümle içinde kullanımı:” Bâdincân aşı yaptım akşam yemeğine afiyetle yersiniz çoluk çocuk.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Birdenbire, ansızın, apansız
– İçe doğan
– Beklenmeyen misafir, ziyaret
Cümle içinde kullanımı:“Bu akşam vakti bâdih gelen misafire açacak bir döşek bulunur bizde merak etme.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Başlangıç, mukaddime
– İlk, birinci olarak
– Neden, sebep
– Hakk’ın tecellisi
Kelime Kökeni: Farsça
– Geçici, bir süre için olan
Cümle içinde kullanımı:“Dilimin yangını acıdan değildi bâdî kalp kırıklarının vermiş olduğu muhteviyattandı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Çekicilik
– Alımlılık
– Güzellik
– Büyücülük
– Sihirbazlık
Cümle içinde kullanımı:” Aman oğlum eş seçerken bâd-herzeye kanma ruhu güzel olmayanın yüzü beş para etmez.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Rüzgarlık, vantilatör, üfleç
– Baca
– Nargile başlığı
– Baca, hava deliği
Cümle içinde kullanımı:” Bu yapılarda eskiden bâd-gîr olarak kullanılan üfleçler tavana asılarak serinlenirdi.” BÂD-GÎR
Kelime Kökeni: Farsça
– Şiddetli fırtına
– Çevrintili fırtına
– Kasırga
Cümle içinde kullanımı:” Bâd-gerd yaklaşırken gökyüzü karamsar ve karanlık bir maviye boyanır bilesin.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kafesli pencere
– Pencerelerin dışına geçirilen kafes biçimindeki oyulu levha
Cümle içinde kullanımı:” Şuradaki taştan bâd-gâne evi görüyor musun yarın orayı ziyaret edeceğiz.”