Kelime Kökeni: Arapça
– Basurla ilgili
– Basur ile alakalı
Cümle içinde kullanımı:” Sözü muhabbeti iki de bir bâsurîye getirmesek olmuyor mu?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Basurla ilgili
– Basur ile alakalı
Cümle içinde kullanımı:” Sözü muhabbeti iki de bir bâsurîye getirmesek olmuyor mu?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Hemoroit
– Kalın bağırsağın alt bölümünde oluşan varis
– Makattan kan ve ifrazat gelmesine neden olan hastalık
Cümle içinde kullanımı:” Bu aralar söylemesi ayıp bâsurdan mustarip olduğum için acı yiyemiyorum.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Eski İran tarihini anlatan kitap
Cümle içinde kullanımı:” İran tarihini öğrenmek istiyorsan öncelikle Bâstân-nâme’yi bir oku sonra güncel kitaplara göz gezdirirsin.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Tarih
– Mazi, geçen zaman
– Geçmiş, zaman bakımından geride kalmış
Cümle içinde kullanımı:” Sürekli olarak bastâna bakacaksak eğer geleceğin ne önemi kalır?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Açık açık ve uzun uzun anlatma
– Düz bir yere yaymak
– Yayma, serme, açma, genişletmek
– Beyan ve ifade
– Allah’ın lütfunun ulaşması
– Ihlamur kabuğu
Cümle içinde kullanımı:” Halıyı bast edip desenlerini gözler önüne serdiğinde çoğu kişinin ağzı açık kaldı.”
Kelime Kökeni: Türkçe-basma+Farsça-hâne
– Basma işinin yapıldığı yer, mekan
– Basma ticarethanesi
Cümle içinde kullanımı:” Basma-hâne emekli üç çocuk babası biridir Osman bey.”
Kelime Kökeni: Ad
– Faik, üstün, basıp geçen, mümtaz
– Ağır, sakil
– Ansızın hücum edip yakalama
– Ansızın bir yere dalma
– Ani saldırı
Cümle içinde kullanımı:” Baskın basanındır deyip gecenin köründe evime dalamazsınız.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yüzey, satıh, yüz
– Yer, döşeme, taban
– Bir cismin dış yüzü
Cümle içinde kullanımı: “Basîtaya düşen sadece basit bir saat değildi ona annesinden kalan tek hatıraydı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sıradan, bayağı
– Bilgisi ve görgüsü yetersiz olan
– Süssüz, gösterişsiz
– Aruzun basit bir biçimi
– Mütevazi
– Sade, yalın
Cümle içinde kullanımı:” Daha gidecek çok yolumuz var yarim, basît yollara aldanma.”
Kelime Kökeni: Arapça-basar, çoğul biçimi basâ’ir
– Sezgi, seziş
– Uzağı görüş
– İlahî nur
– Feraset
– Gönül gözü
– Vizyon
– Hakikati kavrama
Cümle içinde kullanımı:” Basîretim bağlanmış demek ki yoksa bunca yıl dost kazığı yediğimi illaki fark ederdim.”