Kelime Kökeni: Farsça
– Sapık
– Kulampara
– Oğlancı, eş cinsel
– Pederasti, sübyancı
Cümle içinde kullanımı: “Tüm kültürlerde beççe-bâz davranışlarda bulunan kişiler dışlanmış ve toplum dışına itilmiştir ki, müstahakları budur.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Sapık
– Kulampara
– Oğlancı, eş cinsel
– Pederasti, sübyancı
Cümle içinde kullanımı: “Tüm kültürlerde beççe-bâz davranışlarda bulunan kişiler dışlanmış ve toplum dışına itilmiştir ki, müstahakları budur.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Şişman, obezite
– İtibarlı kimse
– Görkemli yer
– Saygın kimse
– Muhterem
– Büyük kimse
– Mülahham
Cümle içinde kullanımı: “Akrabalarımız içinden bec’il olup bu işi halledebilecek tek kişi amcamdır.”
Kelime Kökeni: Arapça-becidd
– Fazla, çok
-Sürekli
– Zaruri
– Sık sık
– Çabucak, derhal
– Esas, gerçek, doğrusu
Cümle içinde kullanımı: “Vefayı unutmadım ama becid günahlardan da arındım.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İki memurun yer değiştirmesi
– Görev değişimi
– Değiş tokuş
– Trampa
Cümle içinde kullanımı: “Durduk yere elemanlar arasında becâyiş yapmak mantıklı mı sizce?”
Kelime Kökeni: Farsça
– Obezite, aşırı şişman
– Görünüş, görünüm
– Görkemli görünüş
– Zevahir
Cümle içinde kullanımı: “Becâlet önemlidir lakin gerçekte olan iç görünüşün temizliği ve saflığıdır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Uygun
– Yerinde
– Münasip
– Şayeste
– Gerektiği biçimde
– Yakışır
Cümle içinde kullanımı: “Örfümüze adetimize becâ bir çocuk yetiştirmişsin ne kadar övünsen az.”
Kelime Kökeni: Ad
– Tanzimat’tan önce Viyana için kullanılan ad
– Avusturya’nin başkentine verilen eski isim
Cümle içinde kullanımı: “Atalarımız bir zamanlar Bec’ten getirmiş oldukları tohumlarla bu bağı yetiştirmişler.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kaplan
– Afrika ve Hindistan’da yaşayan yırtıcı bir hayvan
– Postu koyu sarı enine siyah çizgileri olan büyük kedi cinsi
Cümle içinde kullanımı: “Bebir düşmanları tarafından sarıldığında geriye kaçmaz tam aksine gözünü kan bürür.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Papağan
– Dudu
– İnsan konuşmasını taklit edebilen bir kuş
Cümle içinde kullanımı: “Afrika’dan geldiği söylenen parlak tüylü bebga bir kayıt cihazı gibi her lafımızı tekrar ediyor.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ziynet veya kuvvet için kola bağlanan gümüşten veya sırma ile işlenmiş meşinden korumalık
– Kolbağı
– Kol halkası
– Dua okunmuş kola bağlanan kağıt
Cümle içinde kullanımı: “Nenelerimiz sahip oldukları altınları bâzûbend ile kollarına bağlarlardı ki çalınmasın.”