Kelime Kökeni: Farsça-bed+Arapça-du’â
– Birisi için kötü dileklerde bulunmak
– Beddua
– İlenme, ilenç
– Kargış, kargıma
– Telin
– Alkış karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Bed-du’â eden dilden hayır bekleme, kelamı kötü olanın içi bataklık doludur.”
Kelime Kökeni: Farsça-bed+Arapça-du’â
– Birisi için kötü dileklerde bulunmak
– Beddua
– İlenme, ilenç
– Kargış, kargıma
– Telin
– Alkış karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Bed-du’â eden dilden hayır bekleme, kelamı kötü olanın içi bataklık doludur.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yüreksiz, korkak
– Cesur olmayan
– Tabansız
– Ürkek
– Cesaretsiz
Cümle içinde kullanımı: “Bed-dil olana sevmek ağır ve meşakkatli gelir unutmayasın!”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Nazar
– Nazar değme
– Kötü bakış
– Bakışları haset
– Kenafir gözlü
Cümle içinde kullanımı: “Bed-çeşm bakışlı insanlar kötülük saçmak üzere gelmişlerdir dünyaya.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Asık suratlı
– Somurtkan
– Huysuz
– Surat asan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Bed-çehre bir gelin alıp damınızdaki neşeyi söndürmeyin evladım.”
Kelime Kökeni: Farsça-bed+Arapça-cins
– Cinsi bozuk
– Ahlaksız
– Soysuz
– Kötü huylu
Cümle içinde kullanımı: “Seni gibi bed-cins herif ne hakla kadınlarımızın adını ağzına alabiliyorsun?”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Kötü kokulu
– Kötü kokan
– Kötü koku saçan
– Pis kokulu
Cümle içinde kullanımı: “Çiçeklerin rayihası varken kokuşmuş bed-bû balıkları kim ellemek ister?”
Kelime Kökeni: Farsça
– Umutsuz
– Karamsar
– Pesimist
– Nevmit
– Çaresi kalmayan
Cümle içinde kullanımı: “Bed-bîn düşüncelerim zifiri bir koyuluğa sahipken nasıl güneş gibi gülebilirim?”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Talihli kara
– Bahtı kara
– Talihsiz
– Şanssız
– Meyus
– Umutsuz
Cümle içinde kullanımı: “Bed-baht halim nicedir değişmez oldu düştüğüm yerden kalkamaz oldum.”
Kelime Kökeni: Arapça-bedâyi+Farsça-perver
– Güze sanatlarla uğraşan kimse
– Sanatkar
– Sanatçı
– Sanat eri
– Eser veren kimse
Cümle içinde kullanımı: “Ülkemizin Bedâyi-perver aydınlara ihtiyaç duyduğu aşikardır.”
Kelime Kökeni: Arapça-bedâyi’+Farsça-perest
– Sanatçı olarak
– Eser veren kişi tarafından
– Sanatkar olarak
Cümle içinde kullanımı: “Bizler ki gözü edebi güzelliklere aşina olmayanlar Bedâyi-perestâne size danışmak lüzumunu gördük.”