Kelime Kökeni: Arapça-beriyye
– İnsanlar
– Yaratıklar
– Bütün canlılar
– İnsan topluluğu
Cümle içinde kullanımı: “Dünya üzerindeki tüm berâyâ buraya toplanmışken yemin olsun gideceğim bu diyardan.”
Kelime Kökeni: Arapça-beriyye
– İnsanlar
– Yaratıklar
– Bütün canlılar
– İnsan topluluğu
Cümle içinde kullanımı: “Dünya üzerindeki tüm berâyâ buraya toplanmışken yemin olsun gideceğim bu diyardan.”
Kelime Kökeni: Farsça-edat
– İçin
– Maksadıyla
– Binaen
– Amacıyla
– Dolunayın en parlak hali
Cümle içinde kullanımı: “Kötülük berây asıl olmuşsa gözünü aydınlığa çevirtemezsin bir kez karanlığa saplanmışı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Seçkin
– Seçilmiş
– Yükseltilmiş
– Yükseğe çıkarılmış
– Mutena
– Elit
Cümle içinde kullanımı: “Ber-âverde kimseler için özel olarak hazırlanmış yemeklerin yanı şıra kan kırmızısı şaraplar da soğutuldu.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Bereketli
– Verimli
– Bol
– Randımanlı
Cümle içinde kullanımı: “Ber-âver topraklar bizi kucağına çağırırken memleket özlemi artık burnumuzun direğini sızlatıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-berât çoğul biçimi
– Beratlar
– İmtiyaz gösteren belgeler
Cümle içinde kullanımı: “Sözü edilen berâvât yoldan geçene veriliyor olsaydı biz burada olmazdık.”
Kelime Kökeni: Ad
– Resmî veya bir şirket altında çalışan ticaret adamı
– Beratlı tacir
Cümle içinde kullanımı: ” Beratlu tüccar dedikleri devlet onaylı mı oluyor şimdi?”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Beratı olan kimse
– İzinli
– Diplomat
– Mezun
Cümle içinde kullanımı: “Berâtlu olan bir adam gelip burada konuşsa kabul ederdiniz ama.”
Kelime Kökeni: Arapça-bertîl çoğul biçimi
– Hediyeler
– İhsanlar
– Rüşvetler
– Armağanlar
– Bahşişler
Cümle içinde kullanımı: “Büyüklerin vermiş olduğu berâtîl ve nasihatleri hor görmeyin.”
Kelime Kökeni: Ad
– Kamerî aylardan Şaban’ın 14. gününü 15. gününe bağlayan gece
– Müslümanlarca mağrifet gecesi olarak inanılan gece
– Cebrail’in Hz. Muhammed’e peygamberliğini bildirdiği gece
Cümle içinde kullanımı: “Berât gecesi ellerini göğe açıp gönülden geçen tüm dualarını Yaratana bağışla.”
Kelime Kökeni: Arapça-berâ’et, berevât
– Rütbe, nişan veye imtiyaz verildiğini belgeleyen kağıt, ferman
– Padişah buyruğu
– İmtiyaz belgesi, nişanı
– Rütbe mertebesi
Cümle içinde kullanımı: “Yüce divanın kestiği parmak acımaz berât verilmişse hepimiz susacak boyun eğeceğiz.”