Kelime Kökeni: Farsça
– Sulu kar
– Karlı su
– Kar suyu
Cümle içinde kullanımı: “Berf-âb yarken saçlarının uçlarında biriken beyazlık yaşanmışlıkların izini andırıyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Sulu kar
– Karlı su
– Kar suyu
Cümle içinde kullanımı: “Berf-âb yarken saçlarının uçlarında biriken beyazlık yaşanmışlıkların izini andırıyordu.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kar
– Yarar, fayda
– Yağış
Cümle içinde kullanımı: “Berf yağacak ise kısmetin önü kesilmez Mevla’m herkesin rızkını verir.”
Kelime Kökeni: Arapça-berât çoğul biçimi
– Beratlar
– İmtiyaz senetleri
– Rütbe bildiren ferman
Cümle içinde kullanımı: “Berevâtı olan birine gereken izinler üst merciler tarafından atanmış demektir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Defeden
– Atan
– Yukarıdan atan
– Bir yana atan
Cümle içinde kullanımı: “Berendâz yalanları artık midem kaldırmıyor.”
– Çürütmek
– Zedelemek
– Vurup çürütmek
– Bere oluşturacak şekilde vurmak
– Hafifçe yaralamak
Cümle içinde kullanımı: “Yüzünü gözünü berelemiş birine hala nasıl güvenip yanında kalabiliyorsun!”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Meymenetli
– Hayırlı
– Doyumlu
– Bol
– Hayırsız, dikbaşlı
– Verimli
– Uğurlu
Cümle içinde kullanımı: “Bereketli bir insan olduğunu ilk ne zaman anladım biliyor musun gülen gözlerle yüreğimi kucakladığında.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Nimet
– Bolluk
– Saadet
– Mutluluk
– Allah vergisi
– İhsan
– Feyezan
– Seylap
Cümle içinde kullanımı: “Bereket versin aklım başıma geldi ki güzelliğin karakterin önüne geçemediğini kavrayabildim.”
Kelime Kökeni: Arapça-bereket çoğul biçimi
– Bereketler
– İhsanlar
– Hediyeler
– Bolluklar
– İnayetler
– Bağışlanan şeyler
Cümle içinde kullanımı: “Allah’ın berekâtı üzerimize olsun, zalimin kötülüğü evlerden ırak olsun.”
Kelime Kökeni: Arapça-berâhime
– Hindû ve Mecusilerin dini reisi
– Hindistan’da Brahma dinine inanan kimse
– Puta tapan kimse
– Puta tapanların din adamı
Cümle içinde kullanımı: “Günümüzde dahi Hindistan’da Berehmenler bulunmaktadır.”
Kelime Kökeni: Ad
– Vücutta vurma, düşme ve darbe alması sonrası oluşan çürük
– Tarla ve evler arasında akan küçük çay
– Kuzu, koyunun yavrusu
– Sipersiz başlık, şapka türü
Cümle içinde kullanımı: “Keşke çocukluğumdaki gibi yere düşünce dizlerimde oluşan bereler kadar acısaydı canım, ayağa kalkınca unutsaydım hainlikleri.”