Kelime Kökeni: Farsça
– Yapraklı
– Yaprağı olan
Cümle içinde kullanımı: “Berg-dâr yeşil bitkiler fani dünyanın akciğerleri değil de nedir peki?”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yapraklı
– Yaprağı olan
Cümle içinde kullanımı: “Berg-dâr yeşil bitkiler fani dünyanın akciğerleri değil de nedir peki?”
Kelime Kökeni: Farsça
– Su tutulan yer
– Su deposu
– Baraj
– Akarsu yerine yapılan bent
– Suyun akışına engel olarak birikmesini sağlayan set
Cümle içinde kullanımı: “Duygularımızı biriktiren bergâb bir gün tüm haşmetiyle yıkıldığında altında kalacak olan sadece bendim.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yaprak
– Hazırlık
– Araç gereç
– Azık
– Nimet
– Gıda
– Besin
–
Kelime Kökeni: Farsça
– Kar tanesi
– Kar parçası
– Tek bir buz kristali
Cümle içinde kullanımı: “Berf-pâre misali gökten düşen beyazım, çileyle geçen hayatımın nuruydun.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Karı eksik olmayan
– Sürekli kar bulunduran
– Yaz kış kar bulunan, yağan yer
Cümle içinde kullanımı: “Berf-nâk bir yerde yaşadığını duymuştum rivayete döndü iyice.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Karla ilgili
– Karlı
– Karla alakalı
Cümle içinde kullanımı: “Adını Berfîn koymamın sebebi bembeyaz çehresiyle evime bereketi getirmesidir.”
Kelime Kökeni: Farsça-berf+Arapça-î sözünün müennes dişil biçimi
– Divan şiirinde şitâ’iyye tarzı şiirlerde kardan söz edilen kasideler
– Kardan bahsedilen kasidelere verilen isim
Cümle içinde kullanımı: “Müphem sırları berfiyye gömmek gibidir aklın mantığı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Karlı
– Karla ilgili, alakalı
– Karlı olan
– Kar yağan
Cümle içinde kullanımı: “Berfî gazel ve şiirleri oldum olası sevmiş kendimi kışa ait hissetmişimdir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Karlı
– Kar yağan
– Üstüne kar yağmış olan
Cümle içinde kullanımı: “Bahar çiçekleri açtırmadan önce berf-dârı eritir, dert tasa kalmaz.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Karlık
– Buzluk
– Buzhane
– Buzla soğutulan kap veya dolap
Cümle içinde kullanımı: “Berf-dân içinde saklanan yazlıklar tüm kış boyunca aileyi doyurabilecek kadar fazla.”