Kelime Kökeni: Arapça
– Eksik bırakma
– Boyunu kısaltma
– Kesme
– Yolunu çevirme
– Kesme işi
– Küçültme işi
Cümle içinde kullanımı: “Geceyi aydınlığıyla betr eden sen değil miydin vicdanı noksan?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Eksik bırakma
– Boyunu kısaltma
– Kesme
– Yolunu çevirme
– Kesme işi
– Küçültme işi
Cümle içinde kullanımı: “Geceyi aydınlığıyla betr eden sen değil miydin vicdanı noksan?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Temiz, saf, namuslu
– Betül
– Hz. Meryem’in lakabı
– Kısrak
– Kısa
– Zayıf, yetersiz
– Dişi at
Cümle içinde kullanımı: “Betil bir kadından iffet dersi alabilirsin amma iffetli olmayı benimsemek senin ruhunla alakalıdır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Daha kötü
– Daha fena
– Çok kötü
– Çok kaba
– Korkunç
Cümle içinde kullanımı: “Bizleri bu beter hallere düşüren dilerim ki aynı durumlara düşsün.”
– Kaba davranmak
– Karşı gelmek
– Kötü davranmak
– Sert davranmak
Cümle içinde kullanımı: “Betellenmeyi bu denli kızılmayı hak ettiğimi düşünmüyorum.”
– Sert davranmak
– Karşı gelmek
– Etelemek
– Diklenmek
– İsyan çıkarmak
– Aksilenmek
Cümle içinde kullanımı: “Durmadan hocasına beteleyen çocuğu görüyor musun işte kaymakamın oğluymuş.”
Kelime Kökeni: Farsça-be+Arapça-tekrâr
– Yeniden
– Tekrar tekrar
– Yineleyerek
– Bir daha
– Üst üste
Cümle içinde kullanımı: “Be-tekrâr söylediklerim sizin ancak bir kulağınızdan girip diğerinden çıkıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-ebitte
– Günlük gereksinim
– İhtiyaç
– Ev eşyası
– Azık
– Öteberi
Cümle içinde kullanımı: “Geçimde zorluk çeken çoğu ev halkı betât sağlayamıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İşsizlik
– Avarelik
– Aylaklık
– Başıboşluk
Cümle içinde kullanımı: “Görülen o ki betâlet yapan gençler hayatın tadını çıkarmayı bizden daha iyi biliyorlar.”
Kelime Kökeni: Farsça-be+Arapça-tahsîs
– Alelhusus
– Bilhassa
– Hele
– Özellikle
– Bahusus
– Mahsus
Cümle içinde kullanımı: “Be-tahsîs anlatılanlar ve duyduklarım ciddi boyutlarda fena şeyler.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yavaşlık
– Sürat karşıtı
– Ağırlık
– Yavaş davranma
– Yavaş olma durumu
Cümle içinde kullanımı: “Betâ’et adımlarla gelen mukadderatın içten gelen seslerini duyuyor musun?”