– Uyandırmak
– Kendine getirmek
– Aklını başına toplamasına neden olmak
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı en muhteşem yıllarında birçok ülkeyi bîdar etmiş, gaflet uykusundan uyandırmıştır.”
– Uyandırmak
– Kendine getirmek
– Aklını başına toplamasına neden olmak
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı en muhteşem yıllarında birçok ülkeyi bîdar etmiş, gaflet uykusundan uyandırmıştır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Uyanık
– Uykusuz
– Uyumayan
– Kurnaz
– Cingöz
– Açıkgöz
Cümle içinde kullanımı: “Geceleri bî-dâr eden hayaline kırgınım ama gelsen yine affet edebilirim.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Zalim
– Acımasız
– Merhametsiz
– Zulmeden
– Kıyıcı
Cümle içinde kullanımı: “Bî-dâd-gere denk gelirsen yanarsın çocuğum içindeki beyaz hüznü kimselere anlatamazsın”
Kelime Kökeni: Farsça
– Zulüm
– Baskı
– Adaletsizlik
– Eziyet
– Haksızlık
Cümle içinde kullanımı: “Yoksula bî-dâd eden her kim ise muhakkak zora düşmeden ölmeyecektir.”
Kelime Kökeni: Arapça-bid’at
– Ortaya çıkan
– Sünnete uymayan
– Adet dışı
– Sünnet karşıtı
– Yeni görülen şeyler
Cümle içinde kullanımı: “Geleneksel bir toplumda töreye karşı gelen bida davranışlarda bulunan kişileri kabullenmediği gibi dışlar.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Benzeri olmayan
– Örneksiz
– Varlığından sual olunmayan Yaratan
– Eşsiz
– Benzersiz
Cümle içinde kullanımı: “Bî-çûn yaradılışımızı sorgulamak bizim naçizane aklımıza yetişmez.”
– Kumaş kestirmek
– Elbise dikinmek
Cümle içinde kullanımı: ” Yeni gelen kumaşlardan kendini yazlık kışlık elbise biçin çok ihtiyacın olacak.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Zavallılar
– Çaresizler
– Mutsuzlar
– Acizler
Cümle içinde kullanımı: “Bî-çâregân gibi solan umutlarımın arkasından yas tutuyor beni sığdıracak olan ölümü bekliyorum.”
Kelime Kökeni: Farsça-biçâregân
– Çaresiz
– Çaresi kalmayan
– Miskin
– Derdment
– Zavallı
– Onulmaz
Cümle içinde kullanımı: “Bî-çâre insanlığın sonunu getiren aç gözlülük ve hırs olmuştur.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Cansız
– Güçsüz
– Kuvvetsiz
– Canını esirgemeyen
– Mecalsiz
– Durgun
Cümle içinde kullanımı: “Ah benim incinmiş bî-cânım, kimler yoldu yapraklarını?”