Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-rûh
– Tembel
– Ruhsuz
– Cansız
– Tembel
– Gayretsiz
– Miskin
– Etkisiz
Cümle içinde kullanımı: “Sen sevdanla ellerimi bağladığında bî-rûh öylece kalakaldım ortalarda.”
Kelime Kökeni: Farsça-bî+Arapça-rûh
– Tembel
– Ruhsuz
– Cansız
– Tembel
– Gayretsiz
– Miskin
– Etkisiz
Cümle içinde kullanımı: “Sen sevdanla ellerimi bağladığında bî-rûh öylece kalakaldım ortalarda.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yonca
– Üçgül
– Çayır bitkisi
Cümle içinde kullanımı: “Birsîmle çevrili vadinin ortasında açan hazan çiçeği gibiydin.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ejderha
– Moğolistan taraflarında bir vadi
– Dragon
– Korkunç masal canavarı
Cümle içinde kullanımı: “Eski masalları süsleyen birsân ağzından ateş püskürten dinozor birleşimi bir hayvandır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Su birikintisi
– Havuz
– Göl
– Gölcük
– Su biriktirme yeri
Cümle içinde kullanımı: “Geceleri birke başında suların karanlık suretlerinde unuttum yalanlarınızı.”
Kellime Kökeni: Sıfat ve ad
– En önemli
– Başlıca
– İlk
– Önce
– Evvel
– Evvelki
– İlk sırada
– Sınıf
Cümle içinde kullanımı: “Birinci olarak şunu belirtmek isterim ki söz verdiğimiz gibi satış sonrası hemen teslimat gerçekleşecektir.”
Kelime Kökeni: İtalyanca-bric
– Osmanlı döneminde donanmada kullanılan tek ambarlı, iki direkli tam serenli gemi
– Savaş gemisi
Cümle içinde kullanımı: “Deniz üstünde yapılacak olan savaşlarda muhakkak sirikler kullanılır, düşman ağır toplarla püskürtülürdü.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Şüphe götürmeyen
– Kuşkusuz
– Şüphesiz
– Elbette
– İşkilsiz
– Kuşkusu olmayan
Cümle içinde kullanımı: Bî-reyb hatalarından ders aldığı görülüyor, yoksa başka türlü geri gelmezdi.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Rengi olmayan
– Renk vermeyen
– Renksiz
– Soluk
Cümle içinde kullanımı: “Bî-reng keder bir kez görüldü mü tende izini muhakkak bırakacaktır.”
Kelime Kökeni: Zamir
– Bir kimse
– Birisi
– Başkası
– Herhangi bir kimse
– Ötekisi
Cümle içinde kullanımı: “Biregü gelecek ve obayı ele geçirecek diye bir söylenti aldı buraları.”
Kelime Kökeni: Ad
– Sıra sıra eğilerek dizilen oyuncuların birbirlerinin üzerine atlayarak oynadıkları oyun
– Uzuneşek
Cümle içinde kullanımı: “Çocukluğumuz mahalle aralarında birdirbir oynayarak geçti, şimdi kocaman yetişkinler olduk.”