Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Su sığırı
– Manda
– Kömüş
– Câmûş
Cümle içinde kullanımı: “Sayısız câmûs sahibi tarlası toprağı çok olan biri olmasaydı çiftliği nasıl kurardı?”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Su sığırı
– Manda
– Kömüş
– Câmûş
Cümle içinde kullanımı: “Sayısız câmûs sahibi tarlası toprağı çok olan biri olmasaydı çiftliği nasıl kurardı?”
Kelime Kökeni: Arapça-cümûd, çoğul biçimi cevâmid
– Donmuş
– Donuk
– Cansız
– Fersiz
Cümle içinde kullanımı: “Câmid korkularından çıkınca yanına çökmüş beni bulacak, yalan sevişmelerden usanacak.”
Kelime Kökeni: Arapça-câmî sözünün müennes dişil biçimi
– Zümre
– Bir düşüncenin bir zihniyetin bir takımın etrafında toplanan topluluk
– Takım
– Topluluk
Cümle içinde kullanımı: “Câmi’a içerisindeki nahoş davranışlarının müsebbibi tabi ki kendisidir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Sultanların yaptırdığı cami
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı döneminde sultanlar tarafından yapılan ilk Câmi-i Selâtîn cami Bursa’da ki Ulu Camii’dir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Büyükcami
– Ayasofya-i Kebir Cami-i
Cümle içinde kullanımı: “Câmi-i Kebîr olan Ayasofya camisi hala müze olarak bilinmektedir.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Kur’ân toplayan
– Hz. Osman
Cümle içinde kullanımı: “Câmi-i Kur’ân olarak anılan Hz. Osman dört büyük halifeden birisi olup cennetle müjdelenmiş sahabelerden biridir.”
Kelime Kökeni: Arapça-cem
– Derleyen
– Birleştirici
– İhata eden
– Toplayıcı
– İçinde bulunduran
– Müslümanların ibadet ettiği yer
– Namaz kılınan ibadethane
Cümle içinde kullanımı: “Câmi eşrafından Mustafa efendi bu bayramda tüm yoksul ailelere birer koyun gönderdi.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Cam imalathanesi
– Camcı dükkanı
– Cam fabrikası
Cümle içinde kullanımı: “Câm-hâne üretiminde çalışan zavallıcık yüksek ateş yüzünden kollarını yakmış.”
Kelime Kökeni: Ad
– Yeşile çalan mavi renk
– Yeşil ve mavi renginin karışımı
– Safir rengi
Cümle içinde kullanımı: “Cam göbeği rengi gözlerine bakmaya doyamam ki!”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Çamaşırcı
– Para karşılığında başkalarının giysilerini yıkayan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Büyük annemiz evlatlarını câme-şûy yaparak büyütüp okutmuş.”