Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Gürültücü
– Yaygaracı
– Geveze
– Güldürücü
– Şirret
– Bağırıp çağıran
– Lakırtı kavafı
Cümle içinde kullanımı: “Cümle alem câris bir kadının ağzının içine bakıp söylediklerine inanıyorsa yapabilecek bir şey yok.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Gürültücü
– Yaygaracı
– Geveze
– Güldürücü
– Şirret
– Bağırıp çağıran
– Lakırtı kavafı
Cümle içinde kullanımı: “Cümle alem câris bir kadının ağzının içine bakıp söylediklerine inanıyorsa yapabilecek bir şey yok.”
Kelime Kökeni: Arapça-cürm
– Suç işleyen
– Suçlu
– Ailesinin geçimi için çalışıp çabalayan kimse
– Kabahat işleyen kimse
– Suçu olan
– Mücrim
Cümle içinde kullanımı: “Cârim günahlarının bedelini elbet bir gün dünya üzerinde bulacaksın.”
Kelime Kökeni: Arapça-cârih sözünün müennes dişil biçimi
– Cârih
– Yırtıcı kuş
– Yaralayan
– Vahşi kuş
Cümle içinde kullanımı: “Câriha doğadaki yırtıcı kuşlara verilen addır, pençeleri ve gagalarıyla düşmanlarını yakalayan ve yok edendir.”
Kelime Kökeni: Arapça-cerh
– Çürüten
– Yaralayan
– Yara açan
Cümle içinde kullanımı: “Cârih bir ruh önüne kattıkları üzmek ve hırpalamak için yaşar, sen ne için yaşadığını biliyor musun?”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yürürlükte olan
– Tedavülde olan
– Akan
– Akıcı
– Hazır
– Kullanılan
– Geçerli
– Olagelen
– Alışılmış
– Olağan
Cümle içinde kullanımı: “Cârî hesaplarındaki karışıklığı anca muhasebeci çözebilir bizim halledeceğimiz bir iş değil.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Komşu
– Yakın oturan kimse
– Mücavir
– Evleri birbirine yakın olan
Cümle içinde kullanımı: “Dostlukları çocukluktan câra dayalı olan bu iki ihtiyarın yedikleri içtikleri ayrı gitmezdi.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Azrail
– Can alıcı
– Can alan
– Öldürücü
– Ölüme sebep olan
Cümle içinde kullanımı: “Kötülük bitecek çünkü cân-şikâr ruhu elden alıp her şeye bir son verecek.
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Gönül yakıcı
– Yürek yakan
– Gönül alan sevgili
– Yürek tutuşturan
Cümle içinde kullanımı: “Akıldan geçip gönle düşen cân-sûz, gözlerim kördür kötülüğüne.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Can alıcı
– Can çıkarıcı
– Ruh alan
Cümle içinde kullanımı: “Cân-sitân bir ölümden sana gelmiş üstümdeki kara toprağı makberime dökmüştüm.”
Kelime Kökeni: Farsça-zarf
– Canını verircesine
– Özveri sahibi gibi
– Canını öne koyarcasına
Cümle içinde kullanımı: “Cân-sipârâne sevmek bize göreydi, zoru görünce kaçmak sana göreydi.”