Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yerleşmiş
– Yer tutan
– Yerleşen
– Müstakar
– Müstakır
Cümle içinde kullanımı: “Kaderimizin ortasına cây-gîr eyleyen bu elemden bir kurtuluş yolu var mıdır?”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yerleşmiş
– Yer tutan
– Yerleşen
– Müstakar
– Müstakır
Cümle içinde kullanımı: “Kaderimizin ortasına cây-gîr eyleyen bu elemden bir kurtuluş yolu var mıdır?”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Makam
– Orun
– Oturulan yer
– Yer
– Rütbe
– Mevki
– Mahal
– Mertebe
Cümle içinde kullanımı: “Mevcudiyetini sağladığını cây-gâhı terk edeceğini sanmıyoruz.
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Yurt
– Mekan
– Memleket
– Mesken
– İkametgah
Cümle içinde kullanımı: “Bizim cây-bâş dediğimiz baba ocağı ana sıcağının olduğu yerdir.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Çıplak
– Açık
– Nü
– Tüysüz
– Saçsız
Cümle içinde kullanımı: “Yakından gördüğünde bir cavlak kafası çipil çipil gözleri olduğunu görürsün.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Cennet
– Cennet gibi yer
– Behişt
– Huzur veren yer
Cümle içinde kullanımı: “Câvidân-serâydır benim için senin yanın, en güzel şaraptır dudaklarının nemi.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Sonsuzluk
– Ebedilik
– Ebediyet
– Sonu olmayan
Cümle içinde kullanımı: “İnsan için câvidânî olan şey dünya üzerinde yaptığı iyilikler değil midir?
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Bengi
– Sonrasız
– Ebedî
– Erkek adı
– Sonsuz
– Layemut
– Ölümsüz
– Sonu olmayan
Cümle içinde kullanımı: “Câvid uzun süredir şehir dışında tek başına yaşayan meczup biriydi.”
Kelime Kökeni: Ad
– Telve ile yapılan sahte kahve
– Boş konuşma
– Gevezelik
– Lafazanlık
Cümle içinde kullanımı: “Eskiden birlikte içtiğimiz cavcavları hatırladın mı ne güzel günlerdi.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Çaşıtlık
– Casusluk
– Çaşıt olma durumu
– Ajans olma durumu
Cümle içinde kullanımı: “Câsûsî görevlerini yerine getirmediğinden gruptan atıldığı söyleniyor.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi cevâsîs
– Bir takım bilgileri ve esrarı gizlice öğrenip haber veren kimse
– Düşman tarafından bir devletin askeri ve siyasi gücünü öğrenmek üzere gizlice onun ülkesine veya ordusuna sokulmuş kimse
– Çaşıt
– Ajan
– Casus
– Gizlice bilgi toplayan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Câsûs olduğundan şüphelenilen mültecinin ülkeye yasal yollardan gelmediği kanıtlandı.”