Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Cevşen
– Pusat
– Ziynet
– Bilezik
– Zırh
– Mühimmat
– Zırhlı giysi
– Bürgüt
– Örtenek
Cümle içinde kullanımı: “Savaşçının üzerine giydiği cebe onu sadece oklardan ve diğer silahlardan korur ihanete karşı koruma sağlamaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Cevşen
– Pusat
– Ziynet
– Bilezik
– Zırh
– Mühimmat
– Zırhlı giysi
– Bürgüt
– Örtenek
Cümle içinde kullanımı: “Savaşçının üzerine giydiği cebe onu sadece oklardan ve diğer silahlardan korur ihanete karşı koruma sağlamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-cebbâr+Farsça-âne
– Zalimane
– Cebbar birine yakışacak tarzda
– Zalimce
– Zulmeden
Cümle içinde kullanımı: “Cebbârâne bir duruşla karşımıza dikildiğinde olduğumuz yerde titremeye başladık.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Zulmeden
– Cebreden
– Kudret
– Kuvvet
– Acı çektiren
– Azamet
– Ceberût sahibi
– İstediğini yapan kimse
– Dilediğini yapan
Cümle içinde kullanımı: “Cebbâr gözü işten korkmayan cesur biriydi velev ki daha da başarılı olacağını düşünüyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yüreksizlik
– Alçaklık
– Ürkeklik
– Korkaklık
– Sırat-ı müstakim
Cümle içinde kullanımı: “Görüyoruz ki cebânet duygularının esiri olmuş ha bayıldı ha bayılacak.”
Kelime Kökeni: Sıfat
– Korkak
– Ödlek
– Yüreksiz
– Ürkek
– Çekingen
Cümle içinde kullanımı: “Bir kenara çökmüş cebân hislerle yıpranıyor, inlemeden duramıyordu.”
Kelime Kökeni: Arapça-cebbâr çoğul biçimi
– Zalimler
– Cebrediciler
– Zulmedenler
– Haksız davrananlar
Cümle içinde kullanımı: “Bu dünyada cebâbire olduğu müddetçe kötülük bir son bulamayacaktır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Kızıl toprak
– Merkezi yer
– Orta
– Göbek
– Kazanmak
– Edinmek
– Sağlamak
Cümle içinde kullanımı: “Ce’b kenarında duran çuvalları sırtlarına alıp götürmeleri gerek.”
Kelime Kökeni: Tamlama
– Padişahın şahsi parası
– Ceyb-i hümâyun akçesi
Cümle içinde kullanımı: “Padişahın iç hazinesi olarak adlandırılan ceb-i Hümâyûn, padişahın şahsı kullanımına ayrılan paradır.”
Kelime Kökeni: Arapça-ceyb
– Yaka
– Yaka açıklığı
– Elbisenin iç ve dış yüzüne eşya koymak amacıyla yapılan kese
– Kese
– Kesbetmek
Cümle içinde kullanımı: “Ceketin ceblerini karıştırıp içinden çıkardığı bozuklukları çocuklara verdi.”
Kelime Kökeni: Arapça-cü’sûs
– Yoksul kimseler
– Zavallı kimseler
– Fukara kişiler
Cümle içinde kullanımı: “Ce’âsîs ve hastalar için yapılacak olan aş evi için bağış topluyorlar.”