Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi cibâh
– Savaş hattı
– Yüz
– Alın
– Yön
– Taraf
– Savaşta ordunun merkezi bölgesi
– Alnaç
– Yüze karşı gelen taraf
– Ön taraf
Cümle içinde kullanımı: “Ön cehpenin duvarları yağan yağmur yüzünden baya hasar almış.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi cibâh
– Savaş hattı
– Yüz
– Alın
– Yön
– Taraf
– Savaşta ordunun merkezi bölgesi
– Alnaç
– Yüze karşı gelen taraf
– Ön taraf
Cümle içinde kullanımı: “Ön cehpenin duvarları yağan yağmur yüzünden baya hasar almış.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Ateşli silahların malzemesi
– Barut ve benzeri ateşli silahları ve bunların malzemesinin korunduğu yer
– Silahların muhafaza edildiği yer
Cümle içinde kullanımı: “Ceb-hâne mühimmatla dolu tüm askerlere yetecek kadar malzeme mevcut.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Azamet
– Celâl
– Ulu
– Pek büyük
– Allah’ın büyüklüğü
– Eflatuncu filozoflar
– Kudret
– Çok büyük
– Merhamet etmeyen
Cümle içinde kullanımı: “Yıllarca gözümde ceberût olarak gördüğüm bu insanın aslında zayıf karakterli birini olduğunu öğrenmek çok tuhaftı.”
Kelime Kökeni: Arapça-ceberî sözünün müennes dişil biçimi
– Cüz’i iradeyi reddeden felsefe
– Ceberî
– Beşeri iradeyi inkar edip kabul etmeyen mezhep
Cümle içinde kullanımı: “Ceberiyye mezhebine mülzem olanlar Kaderiyye mezhebinin tam tersi bir inanca sahiptir.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi ceberiyyûn
– İstenç ile ilgili
– İrade gücü ile ilgili
– İstem ile alakalı
Cümle içinde kullanımı: “Ceberî hissiyatlarıyla hareket ettiği müddetçe pişmanlık pençesine düşmeyecektir.”
Kelime Kökeni: Ad
– Sefer sırasında tımar ve zeamet sahiplerinin beraberinde götürdüğü kimse
– Tam teçhizatlı er
Cümle içinde kullanımı: “Sipahiler tarafından yetiştirilip silahlandırılan askerlere Cebelû denirdi, tımar sisteminin sekteye uğramasıyla yavaş yavaş ortadan kalmıştır.”
Kelime Kökeni: Arapça-cebel+Farsça-istân
– Dağlık yer
– Dağlık
– Dağlarla kaplı bölge
Cümle içinde kullanımı: “Dört bir yanımız cebelistân, tüm yanımız surlarla kaplıyken sen diyorsun önündeki engelleri aşarak bana gel, söylesene o kadar kolay mı sana gelebilmek?”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Küçük dağ
– Yol gösterici
– Haydut
– Eşkıya
– Şaki
Cümle içinde kullanımı: “Cebele üstüne çıkıp avazı çıktığı kadar bağırıp çağıracak.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Tepe
– Dağ
– Zirve
– Boş tarla
Cümle içinde kullanımı: “Bunca gezdiğimiz tozduğumuz cebel hatırına kader elbet bizi bir gün yan yana getirecek.”
Kelime Kökeni: Ad
– Cephane
– Silah ve mühimmatın bulunduğu yer
– Mühimmat
– Yanıcı maddelerin bulunduğu yer
Cümle içinde kullanımı: “Cebe-hâne de bulunan silahların devlet tarafından el konulduğu söyleniyor.”